"Suriye Muhalefetine ABD Darbesi"

Medya Şafak 9.11.2012 09:46 ANALİZ
"Suriye Krizinin başlangıcından 20 ay sonra, Amerika Birleşik Devletleri nihayet ana muhalefet liderini görevden almaya ve onun yerine kendi seçtiği konseyi yerleştirmeye karar verdi.Suriye Ulusal Konseyi ismiyle anılan oluşumun liderlerinin bazılarından gelen tepkiler yayımlanan haberden evvel kararın farkında olmadıklarını gösteriyor."

Suriye Ulusal Konseyi görevden alınıyor: Suriye muhalefetine ABD darbesi

Muhyiddin Sacidi

Press TV 


 

Suriye Krizinin başlangıcından 20 ay sonra, Amerika Birleşik Devletleri nihayet ana muhalefet liderini görevden almaya ve onun yerine kendi seçtiği konseyi yerleştirmeye karar verdi.

Suriye Ulusal Konseyi ismiyle anılan oluşumun liderlerinin bazılarından gelen tepkiler yayımlanan haberden evvel kararın farkında olmadıklarını gösteriyor.

Son birkaç aydır Suriye Cumhurbaşkanı Beşar el Esad'ın muhaliflerini birleştirmeye yönelik Amerikan çabasına ve onlar için Katar'ın başkenti Doha'da bir yönetim toplantısı yapmaya dair haberler oldu. Ama kimse Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un toplantıdan birkaç gün evvel aniden, Suriye Ulusal Konseyi Suriye halkını temsil etmez, demesini ve alaycı bir tarzda onların çoğunun “20, 30 veya 40 yıldır Suriye'de bulunmadıklarını” söylemesini ummazdı.

Clinton sadece Suriye Ulusal Konseyi'nin eski başkanı Burhan Galyun'a ve yıllardır Fransız ve İsveçli üniversitelerde eğitim veren, grubun halen görevli lideri Abdulbasit Seyda'ya mı işaret etti? Yahut ABD dışişleri bakanı Suriye Ulusal Konseyini görevden alıp yeni bir şeyleri harekete mi geçirdi?

Muhtemelen Amerika'nın Libya elçisinin ölümü Washington'un bakış açısında büyük bir değişiklik yarattı. Kuzey Afrika ülkesi halen kuşatıcı bir yönetim sistemi oluşturmadı ve Tripoli rakip militan grupların günlük olarak karşılaştıkları bir çatışma sahnesi haline geldi. Dahası, Eski diktatör Muammer Kaddafi'nin devrilmesi sahayı Libya, Fas ve onların diğer güney komşularındaki El Kaide ve Vahhabilerin yükselişi için hazırladı. Mali'deki kaos ve kuzey bölgesinin El Kaide yanlısı gruplarca ele geçirilmesi bu yükselişin açık bir örneğidir. Bundan ayrı olarak, Cezayir ve Fas bu konuda büyük bir tehlike hissediyor.

Sözde Özgür Suriye Ordusu Suriye'de mevcut değil ve bu isim ülkede operasyonlar gerçekleştiren bütün bu farklı gruplar için bir şemsiyedir. Amerika Birleşik Devletleri Suriye yönetim sistemi çökerse ve bu farklı gruplar rakip fraksiyonlar haline gelirse Libya'daki durum Suriye'de de yaratılacak diye endişeleniyor. Dahası, Washington Suriye'deki askeri çatışmada aşırı Selefilerin büyüyen etkisi hakkındaki endişesini açıkça ifade etti.

Amerika'nın eski Suriye elçisi Robert Ford ve önemli muhalif Riyad Seyf muhalif grupların yeniden şekillendirilmesi ve birleştirilmesi için bir plan hazırladılar. Geçici hükümet veya Suriye için geçiş konseyi olarak hizmet etmek üzere oluşturulacak bir komiteye 50 konsey üyesi daha ilave edildi. Riyad Seyf sözde yeni hükümetin 100'den fazla ülke tarafından tanınacağını ümit ediyor.

ABD başkanlık seçimlerinden sonra yeni muhalefet konseyinin oluşumunun ilanı planlanıyor. Bir başka ifadeyle, herhangi bir Amerikan yönetimi Washington'un Suriye'ye müdahale politikasına devam edecek ve yeni muhalefet konseyini tanıyacak.

Suriye Ulusal Konseyi Batı ABD ve Batı için bir hayal kırıklığı oldu ki, Washington doğrudan inisiyatif almak zorunda kaldı ve Clinton'un dediği gibi, yeni konseyin üyeleri önceden seçildi. Amerika'dan gelen bu gibi otoriter ve darbe benzeri bir tavır Washington'un Suriye muhalefetini birleştirmek için son çaresiydi.  Avrupa Birliği de bağımsız bir inisiyatife sahip değil ve tıpkı Filistin krizinde olduğu gibi, izlemek için Amerikan senaryolarını bekliyor. Avrupa Birliği ile kıyaslandığında, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan çok daha kötü bir açmazdalar. Ankara Suriye Ulusal Konseyi'ni iktidara getirme çabalarının tümünün hükümsüz hale geldiğini fark etti.

Bu kafa karışıklığının arkasında yatan sebep Amerika Birleşik Devletleri ve sözde Suriye'nin Dostları grubunun Suriye krizinin başlangıcında açık bir kavrayışa sahip olmamalarıdır. Onlar düşündüler ki, tıpkı eski Tunus ve Mısır rejimleri gibi Suriye hükümeti de birkaç hafta içinde devrilecek veya eski Libya hükümetine benzer biçimde yabancı askeri müdahalesiyle ortadan kalkacak.  Esad'ın ve Suriye Ordusu'nun direnişi, krizin devam etmesi, muhalefetin zayıflığı, El Kaide oldukları ileri sürülen istenmeyen unsurların belirmesi ve krizin komşu ülkelere sıçrama ihtimali Washington'un adım adım kabul ettiği gerçeklerdi.

Orta Doğu gazetelerine hızlıca bir bakış,  ABD'nin ve Batı'nın yanlış politikalarının maskesini düşürdü ve Batı'nın büyük araştırma merkezleri, CIA, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi'nin yapmakla meşgul oldukları şeyin açık olmadığını ortaya koydu.

Washington'un Suriye Ulusal Konseyi'ni böylesine saygısız bir biçimde kovmasına rağmen muhalif grubun Doha toplantısına katılmak ve yeni konseyin en azından üçte birini kontrol etmeyi ummaktan başka çaresi yok. Yeni konsey ABD ve müttefiklerinin yokluğunda bir gecede ortadan kalkacağı için çok söz dinler olacaktır. Suriye Müslüman Kardeşleri gelecek konseyi kontrol edecek ki, bu bir öncekindeki meseleydi. Bu hareket iktidara gelme girişiminde herkesle sahte bağlar kurmakta tereddüt etmez.

Suriye'deki bu yeni safhanın en büyük özelliği ülkeye daha ciddi ve aşikâr müdahaleye yol açması olacak. Askeri, finansal ve politik yardım yükselecek. Katar ve Suudi Arabistan'a Vahhabileri güçlendirmeyi durdurma baskıları olacak ve gönderilen silahların El Kaide'ye ulaşmadığından emin olunacak.

Amerika'nın planının bir diğer özelliği, Saddam sonrası Irak'ındaki meydan okumalar tekrarlanmasın diye Suriye yönetimini ayakta tutan iki temel sütuna, Suriye ordusu ve Genel Güvenlik Yönetimi odaklanmak olacak. Fransa da buna tepki gösterdi ve Suriye Ordusu'nu muhafaza etmeyi kabul etti.

Buna rağmen, Suriye içindeki muhalif kanatlardan bazıları Doha toplantısına katılmaya hazır değil. Abdulbasit Seyda Suriye Ulusal Konseyi'ne Suriye hükümeti ile görüşmesi için baskı yapıldığını söylüyor. Amerika'nın saygısız tavrına itirazen konseyin bazı üyeleri de, Doha toplantısının Esad ile görüşmeyi kolaylaştırmayı amaçladığını ifade ediyorlar.

Gelecek günler boyunca, isyancıların askeri saldırıları, bir petrol sahasını ele geçirişleri veya Suriye ordusuna ait bir savaş uçağını düşürmeleri hakkında birçok haber yayınlanacak. Bununla birlikte, Suriye ordusunun rakip gruplara çatışma sahası yaratmak için geri çekildiği fikri yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Yazar hakkında

Muhyiddin Sacidi hassaten Orta Doğu meseleleri hakkında yazan, aynı zamanda Tahran'daki Orta Doğu Stratejik Çalışmalar Merkezi'nde Orta Doğu uzmanı olarak hizmet veren, IRIB'in eski Beyrut ve Şam yöneticisi olan meşhur bir İranlı politik analisttir.  Sacidi halen Press TV'ye katılımda bulunmaktadır.

medyaşafak

 

Diğer haberler