Son Yazılar

Petro-dolar sistemi saldırı altında

Medya Şafak 27.9.2017 09:25 ANALİZ
Ana akım tarafından reddedilen ve az bilinen bir iktisat teorisi, Washington’un finansal pazarlar üzerindeki sıkı kontrolünün en azından kısmen, bütün petrol ihracatlarının ABD doları kullanılan işlemler içinde gerçekleşmesiyle açıklanabileceğini ileri sürer. Petrol ve kur arasındaki bu ilişkinin dolara değerini verdiği ileri sürülebilir, zira bu paradigma bütün ihracatçı ve ithalatçı ülkelerin, doların değerini arttıracak şekilde, belli bir ABD doları stokunu elinde tutmasını gerektirir.

 

 

 

Darius Shahtahmasebi

 

 

 

Anti-Media / Global Research

 

 

 

 

Bir zamanlar ABD doları, 1944 yılında oluşturulan ve Bretton-Woods anlaşması olarak bilinen bir çerçeve içinde, altın standardı tarafından destekleniyordu. Dolar, 1 ons 35 dolar edecek şekilde altın fiyatına sabitlenmişti, ancak dolar faiz elde edebiliyordu ve bu, altından önemli bir farkı ifade ediyordu.

 

Sistem kısa ömürlü oldu ve ABD Başkanı Richard Nixon, 1971 yılında ABD'nin altın standardını bırakacağını duyurdu. ABD'nin bunun yerine, küresel piyasaların geleceği için başka planları vardı.

 

Huffington Post gazetesinde anlatıldığı üzere, Nixon Yönetimi Suudi Arabistan'la bir anlaşmaya varmıştı:

 

“Anlaşmanın özü, ABD'nin Suudi Arabistan'a askeri satışlar yapmayı ve onu savunmayı kabul etmesi, karşılığında da bütün petrol ticaretinin ABD doları cinsinden yapılmasıydı.”

 

Bu sistem Petro-Dolar Geri Dönüşüm Sistemi olarak bilinir hale geldi, zira Suudi Arabistan gibi ülkelerin, fazla kârları ABD'ye yatırım olarak döndürmesi gerekiyordu. Her bir OPEC üyesinin petrol ticaretini ABD dolarıyla yapmaya başlaması çok uzun zaman almadı.

 

Ana akım tarafından reddedilen ve az bilinen bir iktisat teorisi, Washington'un finansal pazarlar üzerindeki sıkı kontrolünün en azından kısmen, bütün petrol ihracatlarının ABD doları kullanılan işlemler içinde gerçekleşmesiyle açıklanabileceğini ileri sürer. Petrol ve kur arasındaki bu ilişkinin dolara değerini verdiği ileri sürülebilir, zira bu paradigma bütün ihracatçı ve ithalatçı ülkelerin, doların değerini arttıracak şekilde, belli bir ABD doları stokunu elinde tutmasını gerektirir. Foreign Policy'nin – teoriyi reddeden bir dergi – izah ettiği gibi:

 

“Ticaretin tipik olarak dolarla gerçekleşmesi az bir önem taşır. Bunun anlamı şudur: petrol satın almak isteyenler petrol satın almak için dolar edinmelidir, bu da dünya finans pazarlarında dolara yönelik talebi arttırır.”

 

“Petrol satın almak isteyenler” terimi, kendisine ait bir petrol beslemesi bulunmayan her ülkeyi içine alır – bu pek de önemsiz bir sayı değildir. Sonu gelmez bir dolar talebi, sonu gelmez bir arz anlamına gelir ve Amerika Birleşik Devletleri, kendi emperyal hırslarını yerine getirmek için istediği kadar banknot basabilir. Dünyada başka hiçbir ülke bunu yapamaz.

 

2000 yılında Irak, küresel pazara petrol satmak için artık ABD doları kullanmayacağını duyurdu. Bunun yerine euro'yu benimsedi ve bu karar kolay olmadı. Ancak Şubat 2003'te Guardian, Irak'ın bu politika değişikliğine gittikten sonra “şık kârlar” elde ettiğini yazdı. Bu petro-dolar teorisini reddeden herkes şu soruya yanıt verebilmelidir: eğer para birimi Amerika'nın emperyalist maceralarında önemli bir faktör değilse, ABD neden sırf petrol satışını yeniden dolara döndürmek için (soğuk, kaba yalanlar temelinde) bir ülkeyi işgal etmeye bu kadar niyetliydi? Eğer bizden inanmamızı bekledikleri gibi Irak'a ve halkına bu kadar önem veriyor idiyseler, neden Irak'ın “şık kârlar” elde etmeye devam etmesine izin vermediler?

 

Libya'da Muammer Kaddafi, altınla desteklenen ve Afrika petrolünü almak ve satmak için kullanılacak olan birleşik bir Afrika para birimi meydana getirecek benzer bir öneride bulunduğu için cezalandırıldı. Her ne kadar yorumcular teoriyi görmezden gelmeye ve reddetmeye devam etse de, Hillary Clinton'un sızdırılan e-postaları, Kaddafi'nin devrilmesinin ardındaki başlıca nedenin bu olduğunu doğruladı. İnkârlara rağmen Clinton'un söz konusu e-postaları, ABD ve onun NATO'daki destekçilerinin önceliğinin Kaddafi'nin varsayılan insan hakları ihlallerinden ziyade, onun Afrika'nın petrol ihracatının geleceği hakkındaki planları olduğunu ortaya koyuyordu. Aynı Hillary Clinton, Kaddafi taciz edilerek öldürüldüğü zaman yüksek sesle gülmüştü ve çok zengin ve müreffeh bir ülkeyi topyekün kaos durumuna tek başına soktuğu için hiçbir pişmanlık göstermedi.

 

Bu ayın başında Venezuela, yakında dolardan “özgürleşeceğini” duyurdu. Yalnızca bir hafta kadar sonra Wall Street Journal, Venezuela'nın ABD'nin yaptırımlarına karşı yanıt olarak petrol ödemelerinde dolar kabul etmeyi bıraktığını yazdı. Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin üzerinde yer alıyor. Donald Trump'ın tek taraflı askeri müdahale tehditleri — ve bunun yanında CIA'in petrol zengini ülkeye müdahale edeceğini kabul etmesi — bu bağlamda çok daha fazla anlam kazanabilir.

 

İran da bir süredir, Çin yuanı gibi alternatif para birimleri  — kullanıyor. Aynı zamanda kârlı bir gaz sahasını Katar'la paylaşıyor ki Katar'ın da pek yakında dolardan kurtulması beklenebilir. Şimdiden milyarlarca dolar değerinde işlemi yuanla yaptıkları aktarılıyor. Yakın zamanda Katar ve İran, ABD ve müttefikleriyle tümüyle ters düşerek diplomatik ilişkilerini tümüyle onardı. Bu yüzden iki ülkenin uluslararası sahada, özellikle de Trump yönetimi altından karalanması şaşırtıcı değil.

 

ABD doları ve onun küresel finans hegemonyasına atılan son taş olarak Times of Israel, Çinli bir devlet bankasının İran bankalarına 10 milyar dolarlık bir kredi marjı sunduğunu ve bunun ABD öncülüğündeki yaptırımları by-pass etmek için özel olarak yuan ve Euro kullanacağını yazdı

 

Ağustos 2015'te, dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, ABD'nin İran'la yapılan nükleer anlaşmasından uzaklaşması ve müttefiklerini ABD öncülüğündeki yaptırımlara uymaya zorlaması halinde bunun “Amerikan dolarının hızla dünyanın rezerv para birimi olmaktan çıkmasını beraberinde getireceği ikazında bulunduğunu hatırlayalım.

 

Suriye'yle bir karşılıklı savunma paktı bağı bulunan İran, aktarıldığına göre, doğalgazını Avrupa pazarlarına ihraç etmek ve Washington ile müttefiklerini tümüyle devre dışı bırakmak amacıyla, Irak ve Suriye'den geçecek bir doğalgaz boru hattı kurmaya çalışıyordu. Bu, elbette, 2009'da, yani Suriye savaşı başlamadan önceydi. Böyle bir boru hattı anlaşması şimdi, Rusya'nın devam eden hava desteği ve askeri varlığıyla, kolayca dolar yerine Euro ya da başka bir para birimine bağlanabilecek olan yepyeni bir pazarın ortaya çıkması sonucunu beraberinde getirebilir.  

 

Rus devlet kuruluşu RT'ye göre Kremlin'in web sitesi Salı günü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de hükümete, önümüzdeki yıl itibariyle Rusya'nın bütün limanlarından ABD dolarının çıkarılmasını öngören yasayı onaylaması talimatı verdi

 

Dahası Asia Times, Putin'in Eylül başlarında Xiamen'de düzenlenen son BRICS zirvesinde dev bir “bomba” bırakarak şunları ifade ettiğini yazmıştı:

 

“Rusya, BRICS ülkelerinin, gelişmekte olan ülkelerin artan ağırlığına gereğince ilgi göstermeyen küresel mali ve ekonomik mimarinin adaletsizliği hakkındaki kaygılarını paylaşıyor.  Uluslararası mali düzenleme reformlarını ilerletmek ve sınırlı sayıdaki rezerv para biriminin aşırı tahakkümünün üstesinden gelmek için partnerlerimizle birlikte çalışmaya hazırız.” [vurgular biz ait]

 

Asia Times yazarına göre bu açıklamalar, BRICS ülkelerinin ABD dolarını ve petro-doları devre dışı bırakmaya nasıl bakması gerektiğine işaret eden üzeri örtülü bir konuşmaydı.

 

Çin de bu öneriyle hemfikir. Yakında Çin, yuan cinsinden fiyatlandırılan ve tümüyle altına dönüştürülebilir olan bir ham petrol vadeli işlemler sözleşmesi oluşturacak. Nikkei Asian Review tarafından aktarıldığı üzere analistler bu adımı petrol endüstrisi için “oyun değiştirici” bir adım olarak adlandırdı.  

 

Hem Rusya hem de Çin bir süredir dev miktarlarda altın satın alıyor. Rusya'nın şu andaki altın rezervleri  dar ruble para arzının yüzde 27'sini karşılayabilir – bu, bütün öteki büyük ülkelerden açık ara önde bir oran. ABD Merkez Bankası yıllar önce uzun zamandır altın edinmediklerini kabul etmişti.

 

Çin aynı zamanda, Çin, Afrika ve Avrupa'yı birbirine bağlayacak kalıcı bir ticaret yolu oluşturma yönünde büyük bir adım olan ve İpek Yolu projesi olarak bilinen muazzam bir projeyi hayata geçiriyor. ABD'nin bu işlemler üzerinde ne kadar kontrolünün olabileceği merak konusu.

 

Bunlar, doları etkilemiş olan en yeni gelişmelerden yalnızca birkaçı.

 

Bu petro-dolar teorisini reddetmeye devam edenler, şu soruları içtenlikle yanıtlayabilir mi: Yukarıda dolardan uzaklaşanlar olarak listelenen ülkelerin hepsinin, işgal edilmiş olanlar da dâhil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri'nin uzun zamandır hasmı olan ülkeler olması tesadüf müdür? Suudi Arabistan'ın, küresel mali düzenle uyumlu hareket ederken, bir yığın suç fiili  işlemek için yeşil ışık alması tesadüf müdür? Suudi Arabistan dünyanın en acımasız terörist gruplarını finanse etmede dünya lideri iken bu ülkenin Katar'a ilişkin kaygılarının kökeninde gerçekten de Katar'ın terörist gruplara sağladığı varsayılan finansman mı var?  

 

Hiç kuşku yok ki burada çok daha meşum bir şeyler devrede ve bunun tek başına dengesiz, psikopatça bir kur savaşına bağlı olup olmadığını zaman gösterecek. Ancak kanıtlar, ABD dolarının parça parça, ons ons aşınmaya başladığını gösteriyor — ve bu hasım ülkeler birlikte bu adımları attıkça, ABD'nin topyekün bir dünya savaşı riskine girmeden yapabileceği çok fazla şey yok gibi görünüyor.

 

 

www.medyasafak.net

 

Diğer haberler