"Mısır’ın Gerçek Yeri"

Medya Şafak 15.9.2012 07:22 ANALİZ
Geçmişte, Mısır’ın Müslüman Doğu’daki önemli rolü (namı diğer Orta Doğu) yöneticilerinin emperyalizm ve Siyonizm’e bağımlılıkları sebebiyle engellendi. Bu değişim yenilenen ümitler arasında olabilir. Mısır’ın Gerçek Yeri

Zafer Bangash

Crescent Online

Eylül, 2012

 

Geçmişte, Mısır’ın Müslüman Doğu’daki önemli rolü (namı diğer Orta Doğu) yöneticilerinin emperyalizm ve Siyonizm’e bağımlılıkları sebebiyle engellendi.  Bu değişim yenilenen ümitler arasında olabilir.

Mısır Müslüman Doğu’da (namı diğer Orta Doğu) önemli bir yer tutar. Mısır halkının menfaatleri aleyhinde çalışan harici güçlerle yan yana olan empoze edilmiş rejimler sebebiyle bu rol on yıllar boyunca engellenmiştir. Geçen yılın başlarında bölgeyi süpüren İslami Uyanış Mısır’da da geniş kapsamlı değişiklikler başlattı. Sadece eski diktatör Hüsnü Mübarek’in iktidardan uzaklaştırılması değil, Meclis için olduğu kadar Cumhurbaşkanlığı için yapılan başarılı seçimler yoluyla da Müslüman Kardeşler kendilerine yönelik büyük halk desteğini ispat etti.

Bürokrasi ve adalette kemikleşmiş eski muhafızlar Meclis’i azletmek için seçim kanunlarını manipüle ettiler. Seçilmiş temsilcileri defetmek için orduyu kullandılar ve böylelikle etkinleşen ordu, gücü ele geçirip bir vasi oldu. Bu Müslüman Kardeşler’e yönelik büyük bir meydan okumaydı, onları kuvvet yoluyla Cumhurbaşkanlığı yarışından uzaklaştırma anlamına geliyordu. Onların inancına göre, oyunu serinkanlı ve uzun vadeli oynadılar. Ben bile usul hakkındaki endişemi açıkladım ki, İhvan orduya ve eski muhafızlara sistemi manipüle etmeye ve halkın isteklerini bozmaya izin vermişti. Daha sonraki gelişmeler gösterdi ki, İhvan kendi planlarını dikkatlice düşünmüştü ve kendi planlarını rayından çıkaracak bu gibi tuzaklara izin vermeyecekti.

Yeminli bir Cumhurbaşkanı olduğundan bu yana, Dr. Muhammed Mursi gücünü toplamada ustaca hareket etti. Geçen ay Sina’daki askeri kışlaya yapılan saldırıyı istihbarat şefi, savunma bakanı ve ordu komutanını eve göndermek için kullandı. Bu son ikisi – Mareşal Muhammed Tantavi ve General Sami Enan- Amerikalılara yakın, ödün vermez askeri şahsiyetler olarak görülüyorlardı. Dr. Mursi her ikisini de kendisine danışman olarak atama yoluyla merdivenlerden aşağı tekmeledi. O aynı zamanda, onların zedelenen gururlarına masaj yapmak için, onları en yüksek askeri ödül ile onurlandırdı. Bu iki adamın bununla tatmin olup olmayacağını söylemek için çok erken olsa da, orduyu doğrudan yönetmeleri engellendiğinden bu yana onların zararları büyük ölçüde azaltıldı.

Bununla birlikte, Dr. Mursi’nin uluslararası cephede gerçek damgasını vurduğu olay şudur: 15- 16 Ağustos 2012 tarihlerinde Mekke’de gerçekleştirilen İslami İşbirliği Teşkilatı konferansında, Suriye meselesinin çözümü için Suudi Arabistan, Mısır, İran ve Türkiye’den oluşan dörtlü Temas Grubu teklif ederek Suudi ev sahiplerine meydan okudu. Bir hamlede o, meseleyi her işe karışan Amerikalılar ve onların Siyonist müttefiklerinin haricindeki bölgesel oyuncularla sınırladı. Dr. Mursi bağımsızlığını Çin’e ve ardından Bağlantısızlar Hareketi Toplantısı için Tahran’a yaptığı ziyaret ile de ispat etti. Amerikalılar Washington’un onun ilk uğrama limanı olacağını ummuşlardı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barak Obama Mursi’nin seçim zaferinin ardından onu arayan ve tebrik eden ilk yabancı liderler arasındaydı. O daha sonra Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’u da Kahire’ye gönderdi. Dr. Mursi ona herhangi bir özel taahhütte bulunmadan kibar bir karşılamada bulundu. Clinton’un ziyaretinin ardından Kahire’ye gelen Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Leon Panetta da aynı nezaketle karşılanıyordu.

On yıllar boyunca Amerikalılar Mısır’daki zalim diktatörlüğü finanse edip silahlandırmışlardı: Sırasıyla, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek. Bu diktatörler İhvan’a zulmettiler ve onların yüzlercesini Mısır’ın zindanlarına gönderdiler. Dr. Mursi’nin kendisi de Hayrat el Şatır gibi bir mahkûmdu. O, Şatır’ın yasaklanmasından sonra Cumhurbaşkanlığı yarışında onun yerini almıştı.  Bunun gibi bir geçmiş performansla, Amerikalılar yeni Cumhurbaşkanına yaltaklanmak için umutla Kahire’ye gitmişlerdi. Kendi tarafından, Dr. Mursi Amerikalı ziyaretçilerine geleneksel nezaketi gösterdi ama akıllıca bir seçimle, bağımsız bir dış politika taslağı çizdi.

Bu onun İsrail’deki ırkçı Siyonist rejimle ve acımasız baskı altında boğulan Filistin ve hassaten Gazze konusunda nasıl davranacağını gösteren açık bir işaret olacaktır. Sina’daki Mısır askeri kışlası saldırıya uğradığında, Dr. Mursi doğrudan Mossad’ı suçladı. Böylesi, Mübarek döneminde düşünülemeyecek bir şeydi.  O, saldırının yansımalarının üstesinden gelmek için Refah Sınır Kapısını birkaç hafta boyunca kapatırken, Mısır, Filistinlilerin acılarının hafifletilmesi sebebiyle sınırın haftada üç gün açık olacağını ilan etti.

Mısır’ın bilinen berbat ekonomik darboğazı, Dr. Mursi’nin seçeneklerini sınırlandırabilir ama halkın desteğiyle o, Mısır halkının acımasız diktatörlüklerce on yıllardır yoksun bırakıldığı bir şeyleri,  itibarını ve onurunu tamir edebilir. Mısır örnekliği bir kez daha gösteriyor ki, eğer İslami değerlere bağlı bir hükümet varsa, o, büyük meydan okumaların hakkından gelebilir.

medyaşafak

Diğer haberler