"İsrail Yanlısı Körfez Monarşileri ve Batı, Suriye’yi Bölmeyi Deniyorlar"

Medya Şafak 6.12.2012 09:42 RÖPORTAJ
Bir analist Press TV’ye Suriye’deki kanlı silahlı krizlerin ardında ülkeyi Siyonist rejimin menfaatleri lehine bölmek isteyen İsrail yanlısı ajanda var, dedi.

Analist: İsrail yanlısı Körfez monarşileri ve Batı Suriye'yi bölmeyi deniyorlar.

 

Bir analist Press TV'ye Suriye'deki kanlı silahlı krizlerin ardında ülkeyi Siyonist rejimin menfaatleri lehine bölmek isteyen İsrail yanlısı ajanda var, dedi.

Suriye ulusal televizyonu Perşembe günü ülkeye girmeye çalışırken öldürülen yabancı militanların cesetlerini gösteren görüntüler yayımladı. Suriye karşıtı yabancı silahlı militanlar Lübnan'ın sınır kasabası Vadi Halid üzerinden Suriye'ye girmeye çalışıyorlardı.

Press TV Suriye'nin başkenti Şam'dan gazeteci ve politik analist Ala'a İbrahim ile eldeki meseleyi daha çok aydınlatmak için konuştu. Kendisi Press TV'nin News Analysis (Haber Analiz) programındaki diğer iki misafire eşlik ediyor: Londra'dan İngiltere'deki Suriye Gençliği kurucularından Danny Maki ve Lübnan'ın başkenti Beyrut'tan politik analist Cihad Muracede.

Aşağıdaki metin bu röportajın yaklaşık bir çözümüdür.

Press TV: Bay İbrahim, önceki misafirimiz Danni Makki'nin iddiaları hakkında konuşalım mı? Londra'daki misafirimizin dediği gibi, bu Suriyeliler arasındaki bir savaş değil bilakis bunun da ötesinde bölgesel bir savaş.

Bu görüşü kabul ediyor musunuz? Eğer bu bir dava olursa, uluslararası açından diğer ülkeleri sorumlu tutacak, bu ülkeler üzerinde onları egemen bir ülkenin haklarına müdahale etmeme konusunda baskı uygulayacak yer neresidir? Öncelikli olarak, bu bir meseledir veya Suriyelilerin kendi aralarındaki mücadele bir iç mesele olmalıdır.

İbrahim: Peki, her şeyden önce, bence birçok insan hemfikir veya hepimiz hemfikir olabiliriz ki, bu bir vekâlet savaşıdır. Bu Suriyelilerin kendi aralarında bir savaş değildir, bu sizin Londra'dan değerli misafirinizin belirttiği gibi bölgesel güçler arasında bir savaştır.

Sahada çatışanların büyük çoğunluğunun Suriyeliler olduğunu unutmamak zorunda olduğumuz söyleniyor ama bu bunun bir vekâlet savaşı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hükümete karşı savaşan bu silahlı grupların finansı, silahları, medya desteği Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye ve elbette Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi ülkelerden geliyor.

Bana bu ülkeler müdahale etmeli mi diye sordunuz, elbette müdahale etmemeliler ve şayet uluslararası hukuk noktasından konuşursak, hiçbir ülke bir başka ülkenin içişlerine müdahale etmemelidir ve Birleşmiş Milletler şartı bu konuda çok açıktır ama şimdi uluslararası hukuku kim takar ki?

 Katar Suriyeli isyancılara desteğini dobra dobra söyledi, Amerika Birleşik Devletleri isyancılara desteğini açıkça dile getirdi. Victoria Nuland (Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşmiş Milletler'deki sözcüsü) daha dün veya evvelsi gün Suriye'deki silahlı gruplara Suriye hükümeti tarafından takip edilemeyecek ve kesilemeyecek iletişim araçları sağladıklarını söyledi. Bence bu, bu ülkelerin Suriye'deki krize nasıl müdahil olduklarına bir delildir.

Bunu biraz analiz edersek, bence, Amerika Birleşik Devletleri Suriye hükümetini şu an devirmek istemiyor. Suriye'yi biraz daha zayıflatmak istiyorlar ve bana göre silahlı grupları yeteri kadar silahla desteklemeye devam edecekler ve yeteri kadar insan gücüyle ülkeyi zayıflatmaya devam edecekler ama onlara Suriye hükümetini devirmeye yetecek kadar silah vermeyecekler.

Bana göre onlar sadece ülkeyi zayıflatmak ve bölgede zayıf bir Suriye rolü oluşturmak istiyorlar.

Press TV: Peki, Bay İbrahim'in dediklerinin izinden gitmeme izin verin. Amerika Birleşik Devletleri, sizin düşüncenize göre, hükümeti şu an düşürmek istemiyor mu, böyle diyebilir misiniz?

Neden böyle bir durum olsun ve söylediğiniz gibi, neden yalnızca ülkede kaos yaratmaya yetecek kadar silah vermek istesinler?   Ama söylediğinize göre silahlar hala hükümeti devirmeye yetecek kadar kâfi değil.

İbrahim: Doğrusu bunun için birçok sebep var. Her şeyden evvel akıldan çıkarmayalım ki, bölgedeki bütün Amerikan politikaları İsrail'in menfaatlerine göre temelleniyor. 

İsrail'in ilk menfaati varlığını dini bir devlet, bölgedeki Yahudi devleti olarak ayakta tutmaktır ve İsrailli politikacıların sıklıkla, Birleşmiş Milletler'in İsrail devletini Yahudi nitelikli olarak kabul etmesini istiyoruz, Filistinliler Yahudi niteliğini kabul etsinler istiyoruz, dediklerini görüyoruz.

Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in en yüksek menfaatleri dışında, Orta Doğu'daki son seküler devlet olan Suriye'ye son vermek istiyor.

Suriye birçok etnik grubu bir araya toplayan, birçok dini grubun uyum içinde yaşadığı bir ülkedir; seküler bir ülkedir, herkes kendi hakkına vatandaşlık temelinde sahiptir ve etnik aidiyetlerine veya dini mensubiyetleri temelinde değil. Bu sebeplerden birisidir.

İkinci sebep, elbette Condoleezza Rice'ın dediği şeydir ki, Suriye bölgenin çivisidir. O Amerikan yönetimini Suriye krizine daha çok müdahil görmek istiyordu.

Doğrusu onlar büyük ölçüde müdahale ettiler ama Suriye Orta Doğu'da çok önemlidir, o her şeyi bir arada tutar. Suriye Lübnan ile Irak ve Orta Doğu'yu ve sonra Irak ve İran'ı bağlayan bir bağdır ve şayet Suriye düşerse “Direniş Ekseni” olarak andığımıza neler olacak bir düşünün? Lübnan ve Filistin'deki Direniş Hareketlerine ne olacak? Filistin davasının ardında neresi olacak? Bu Suriye'nin önemini vurgulamak için yeterlidir.

Press TV: Doğrusu ne istenildiğine, bunun arkasındaki birçok amaca, Suriye'nin bölünmek istenildiğine dair perspektifleri analistler söylediği için ben genel olarak bakmak istiyorum.

Sizin bölgenin bölünme durumu hakkındaki görüşünüz nedir? 

İbrahim: Elbette Suriye'nin bölünmesi ajandadaki amaçlardan birisi olacaktır ancak öncelikle birkaç noktayı zikretmek zorundayım.

Her şeyden evvel, sahada savaşan insanların çokluğuna dikkat çektim, onlar Suriyeliler olabilirler ama El Kaide ile tamamen ilişkili değiller; bunlar Suriyeliler olabilirler ama aşırı İslamcı ideoloji Suriye'de savaşan gruplar arasında etkileyen bir unsurdur.

Beyrut'tan Cihad Muracede beyefendi Suriye'deki her hangi bir silahlı grubu ziyaret ederse, onları arkalarında İslami bir ajanda olan, olabildiğince köktenci, aşırı İslamcı gruplar olarak bulacaktır; bu ilk noktadır.

İkinci nokta… Misafirlerinizin dikkatini Suriye – Türkiye sınırındaki Harem şehrine çekmek istiyorum.  Bu şehirdeki 12 bin Suriyeli Cebhe el Nursa ve El Kaide savaşçıları tarafından tuzağa düşürüldü.

Eğer o, bu şehri samimi bir şekilde ziyaret eder ve orada ne olduğunu görürse, anlayacaktır ki, kendi halkını bombalayan Suriye hükümeti değildir; Suriye halkını bombalayan dış destekli isyancılardır. Nihayet, teröristler polis karakollarını ele geçirdiklerinde içerideki tüm polis memurlarını öldürüyorlar, güvenlik merkezlerini ele geçirdiklerinde içerideki bütün güvenlik memurlarını öldürüyorlar, Suriye ordusunun alaylarını ele geçirdiklerinde herkesi öldürüyorlar, insanları etnik ve mezhebi açılardan katlediyorlar, inanın bana bayım, bu terörizmdir ve Suriye devleti kimseyi bombalamadı, muhtemelen bazı insanlar buna inanmak istese bile bu bir polis devleti değildir.

Suriye'nin bölünmesi konusuna geçelim, evet Suriye'nin bölünmesi meselesi masadadır ve bence muhalefet buna çok karşı değildir. Bunu daha evvel çokça söylediler, kendileri, silahlı gruplar ve Özgür Suriye Ordusu diye andıkları için insani koridor, kurtarılmış bölgeler, güvenli alanlar istemekle buna başladılar ve bana göre bu Suriye'nin bölünmesinin ilk adımı olacaktı.

Evet, Suriye'nin bölünmesi masadadır. Bu, Katar, Suudi Arabistan ve hatta Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük oyuncular tarafından dile getirildi. Bence bu arka plandaki amaçlardan birisidir.

(Cihad Muracede'ye cevaben): Bu saçmadır, bunu Cumhurbaşkanı hakkında söyleyemezsiniz. Cumhurbaşkanı Şam'da kaldı ve hala ordu ve silahlı kuvvetler komutanı olarak oradadır. O, (Muracede) yayında böyle şeyler söyleyemez…

Belki siz doğru bilgi almalısınız. Bu inanılmaz bir şey, bu tipik bir durum ve ben bunu başka bir TV kanalından beklerdim… Çünkü bu (programın diğer misafirinin söylediği şey) bir çeşit propagandadır ki bunu Batı yanlısı muhabirler ve “analistler” yaparlar…

(Cihad Muracede'ye cevaben): Nasıl karar alıyorlar? El Cezire'de konuşarak mı? Referandum olmadı mı? Krizin başlangıcından bu yana iki seçim olmadı mı; parlamento seçimi ve anayasa referandumu; söylediklerinizin hiç birisi doğru görünmüyor.

medyaşafak

 

 

Diğer haberler