Son Yazılar

"İsrail, Ortadoğu’da Siyonizm’in Hâkim Olmasını İstiyor"

Medya Şafak 26.11.2012 09:40 RÖPORTAJ
"İsrail ABD’nin resmi bir müttefiki değildir. Bu gerçeği birçok şekilde görebilirsiniz. Bunun nedeni ise İsrail’in sınırlarını ilan etmeyi reddetmesidir, çünkü Nil ve Fırat arasındaki her şeyi içine alacak olan Büyük İsrail kurulana kadar hep daha fazla toprak çalmak, hep daha fazla insan öldürmek istiyor." Analist: İsrail, Ortadoğu’da Siyonizm’in hâkim olmasını istiyor

Press TV


Bir siyasal analist, İsrail rejiminin abluka altındaki Gazze Şeridi’ne saldırmaktaki temel hedefinin Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmak ve bölgeyi daha fazla Siyonist yayılma ve tahakküme hazırlamak olduğunu söylüyor.


14-21 Kasım aralığındaki sekiz günlük süreçte Gazze’ye gerçekleşen İsrail saldırılarında, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 160’tan fazla Filistinli öldürüldü ve yaklaşık 1,200’ü yaralandı. 

Press TV’ye verdiği bir röportajda, Madison’dan yazar ve İslam Çalışmaları uzmanı Kevin Barrett, konuyla ilgili fikirlerini paylaştı. 

Videoda iki konuğun daha fikirleri sunuluyordu: Gazze’den yönetmen ve aktivist Harry Fear ve Washington’dan bir Ortadoğu uzmanı olan Kenneth Katzman. Aşağıda, röportajın yaklaşık bir çözümlemesi sunulmaktadır.  

Press TV: Kevin Barrett, Gazze halkının yaşadığı, aralarında kadınların, 15 yaşından küçük çocukların da öldürüldüğü ve hasıraltı edilemeyecek olan bu olaya biraz daha yoğunlaşmamız gerekiyor. 

İsrail askeri sözcüsü, hedeflerin net olduğunu, her İsrail füzesinin bir hedefi olduğunu söyledi. Fakat hatırlayacak olursanız bir evin içinde aynı aileden 11 sivil hayatını kaybetmişti ve bunların arasında 4 küçük çocuk ve biri 80 yaşında olan 5 kadın da vardı; bir Filistinli savaşçının orada olduğu da doğrulanamadı. İsrail’in neden olduğu bu ölüm ve yaralanmalarla ilgili olarak ne yapılabilir?

Barrett: Elbette yapılması gereken şey, uluslararası toplumun ayağa kalkarak Birleşmiş Milletler’in etnik temizlik kurbanı veya daha doğru ifadeyle soykırım kurbanı Filistinlilerin işgal altındaki Filistin’deki evlerine ve mülklerine geri dönme hakkını tanıyan kararlarının yerine getirilmesini ve uzun yıllardır çektikleri büyük acıların tazminini istemesidir. Olması gereken ve bir gün olacak olan budur. 

Fakat bugünkü duruma bakacak olursak, ilk konuğunuz olan Kenneth Katzman’in bunun Gazze ve Filistin halkı için bir zafer olduğu fikrine katılıyorum.  İsrail’in kasıtlı olarak ve vahşice sivilleri hedef aldığını, masum erkekleri, kadınları ve çok sayıda çocuğu katlettiğini ve yaraladığını söyleyen diğer konuğa da katılıyorum. Bu noktada soru şu: bütün bunları nasıl anlamlandırmalıyız? Washington’daki konuk, Hamas’ın niyetinin bu olduğunu, Hamas’ın İsraillilerin kandırmasıyla İsraillilerin yüzlerce Filistinli sivili öldürdüğünü söylerken kesinlikle yanılıyor. 

Gerçekte sorun, İsrail’in şimdiki lideri Netanyahu’nun ruh hastası olması. Bu adam kesinlikle İran’la savaş başlatmaya ve büyük ölçekli bir Ortadoğu savaşı çıkarmaya niyetli. O ve beraberindekilerin savaşın sisi altında Filistin’e yönelik etnik temizliği tamamlamayı istediğini ve bu büyük ölçekli Ortadoğu savaşının başlaması konusunda şu anda umutsuzluk içinde olduklarını düşünüyorum.

Mitt Romney, söz yerindeyse, Netanyahu’ya bağlı Siyonist uyuşturucu kaçakçılığı kartelinin bir aracıdır. Netanyahu’nun 11 Eylül’de ikiz kulelerin havaya uçurulmasıyla da ilgisi var ama şimdi oralara girmeyelim. 

Her durumda Netanyahu, büyük bir Ortadoğu savaşına sadece Filistinlilerin etnik temizliğini tamamlamak için değil, aynı zamanda 11 Eylül olayı üzerindeki kendi izlerini ve diğer Siyonistlerin izlerini yok etmek ve 50 yıldan fazla zamandır izledikleri, kılıç altında ölünceye kadar kılıç yoluyla hayatta kalma yönündeki büyük İsrail stratejisini sürdürmek için istiyor. 

Dolayısıyla Gazze’ye yapılan bu irrasyonel saldırı, net ve somut olarak Netanyahu ve beraberindekilerin kararıydı. Obama’nın zaferi sayesinde İran’a saldıramayacak olmasının yarattığı hayal kırıklığının acısını Gazze halkından çıkardı. 

Her iki konuğun da ortaklaştığı gibi, stratejik bir perspektiften düşünüldüğünde bu, bütünüyle irrasyoneldi, fakat zaten Netanyahu ve beraberindekiler rasyonel aktörler değildir. Söylediğim gibi, ruh hastasıdırlar. Hiçbir stratejik neden olmadan insanlara saldırıyor ve katlediliyorlar ve mümkün olduğu kadar erken bir zamanda iktidardan uzaklaştırılmaları gerekiyor.

Press TV: Basın toplantısında yapılan bazı açıklamalara bakalım. Öncelikle ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın söylediği ve ABD’nin genel duruşunu yansıtan sözlerden başlayalım. Clinton, İsrail ve Filistinliler arasındaki ateşkes anlaşmasının Ortadoğu ülkeleri için kritik bir ana denk geldiğini söyledi. Böyle bir ifadeyi neden kullandı? Şu an bütün ağırlığı, Mübarek zamanındaki statükonun korunacağı bir müttefik olarak tutmak istedikleri ülke olarak Mısır’a veriyorlar?

Barrett: Evet, bir kez daha ABD çıkarları ile şimdiki ruh hastası hükümet tarafından tanımlanan İsrail çıkarlarının birbirine zıt olduğu bir örnek görüyoruz. 

ABD’nin çıkarına olan, enerji üreten ülkelerle iş yapabilecek şekilde Ortadoğu’da istikrarın olması. ABD’nin Ortadoğu’da çıkarına olan tek şey bu.

Tel Aviv’deki iktidara el koruyan ve ABD’de de bir parça iktidar sahibi olan İsrail’in Likudçu yeni muhafazakâr rejiminin çıkarları ise çok farklı. Onların çıkarına olan şey Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmak ve Siyonist yayılma ve tahakküme daha elverişli hale getirmek. Bu ülke, 1948’de tanımlanan sınırların çok dışına taştı ve aslında bu sınırlar bile Birleşmiş Milletler tarafından karar altına alınmamıştı. 

Bu, Genel Kurul tarafından alınan ve yasa hükmünde olmayan bir tavsiye karardı. Yasal bir ülke değildir bu. İşgal altındaki Filistin’deki Siyonist topluluk yasal bir ülke değildir ve çılgın liderlerinin aklında, büyümesinin tek yolu Filistinlileri kesmeye devam etmek, soykırıma ve hep daha fazla toprak çalmaya devam etmektir. 

İsrail ABD’nin resmi bir müttefiki değildir. Bu gerçeği birçok şekilde görebilirsiniz. Bunun nedeni ise İsrail’in sınırlarını ilan etmeyi reddetmesidir, çünkü Nil ve Fırat arasındaki her şeyi içine alacak olan Büyük İsrail kurulana kadar hep daha fazla toprak çalmak, hep daha fazla insan öldürmek istiyor. 

Tel Aviv’deki “sapıkça İsrail çıkarları” böyleyken çıkıp bana Demir Kubbe’nin bir İsrail savunma sistemi olduğunu mu söyleyeceksiniz? Bana biraz müsaade edin! Bu “Demir Kubbe” adı, bütün Filistinlileri imha etmek isteyen, Siyonist soykırım babası Jabotinsky’nin Demir Duvar’ından geliyor. Bu ırkçı duvar bugün daha da fazla Filistin toprağını çalıyor ve insanları topraklarının yüzde 15’inden daha küçük bir yere sıkıştırıyor. 

Bu, Filistinlileri parçalamak ve Filistin halkına yönelik etnik temizlik ve soykırımı tamamlamak için tasarlanmış bir saldırı sistemidir. ABD çıkarları bunu desteklemiyor ve bu yüzden de Netanyahu’nun hareketlerinden nefret eden, televizyonda, mikrofonun açık olduğunu bilmeden söylediği gibi onu bir yalancı olarak gören Obama’nın İsrail’i nihai olarak komşularıyla barış yapmaya zorlamasını ümit ediyorum. 

medyaşafak

Diğer haberler