Husilerin Uluslararası Abha Havaalanını bombalaması ne anlama geliyor?

Medya Şafak 14.6.2019 09:54 ANALİZ
Ensarullah Devrim Komitesi Başkanı Seyyid Muhammed el-Husi, birkaç hafta önce Husi Hareketinin 300 hayati hedefi içeren bir hedef bankası oluşturduğunu ve bunları tek tek vurmaya başlayacaklarını açıklamıştı. Abha Havaalanının vurulmasının ardından, bu hedeflerin vurulmaya başlandığı açık bir şekilde ortaya konuldu.

 

 

 

Abdulbari Atwan

 

 

Raialyoum

 

 

Husi Ensarullah Hareketinin, Suudi Arabistan Krallığı'nın güneybatısında yer alan Uluslararası Abha Havaalanını cruise (seyir) füzeleri ile vurması, dördüncü yılını tamamlayan Yemen savaşında nitelikli bir gelişme olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 26 yolcunun yaralandığı saldırı, Husiler ve müttefiklerinin dengeleri değiştirebilecek ve Suudi – BAE koalisyon güçlerinin saldırılarını etkili bir şekilde caydırabilecek yeni nitelikli silahlara sahip olduğunu gösteriyor.

 

Yemenli Husiler dört yıldır devam eden bu savaşı düşmanın derinliklerine taşımayı başardı. Bu durum, koalisyon güçlerini gelişmiş silahlarının en önemlisinden yoksun bırakan stratejik bir askeri darbeyi yansıtıyor. Saldırı, savaşı sadece Yemen'e doğru tek yönlü değil, iki yönlü hale getirdi. Tüm denklemleri alt üst edecek olan bu durum, Yemenlilerin gücünü ve etkili araçlara sahip olduğunun kabul edilmesinin kaçınılmaz olduğu yeni bir gerçekliği dayatacaktır.

 

Yemen savaşının hedefleri, dört yılını doldurmasının ardından alt üst oldu. Artık, San'a'da meşru başkanın yönetime dönmesi başlığı kullanılmıyor. Bunun yerine kendini savunmak, Husilerin Suudi topraklarına saldırmasını engellemek, sivil ve askeri havaalanlarının yanı sıra su ve elektrik santralleri ve büyük şehirler gibi hayati öneme sahip stratejik noktaları güven altına almak gibi konular gündemde yer alıyor.

 

Ensarullah Devrim Komitesi Başkanı Seyyid Muhammed el-Husi, birkaç hafta önce Husi Hareketinin 300 hayati hedefi içeren bir hedef bankası oluşturduğunu ve bunları tek tek vurmaya başlayacaklarını açıklamıştı. Abha Havaalanının vurulmasının ardından, bu hedeflerin vurulmaya başlandığı açık bir şekilde ortaya konuldu. Bundan sonra Cizan ve Necran Havaalanları ve daha sonra da 30 askeri mevkiyi kontrol altına alma hedefleri yer alıyor. Bu noktada, bir karşı saldırı ve savaşın yeni bir aşaması ile yüz yüze olduğumuzu söyleyebiliriz.

 

Abha Havaalanı saldırısının ardından göz ardı edilemeyecek birkaç önemli soru ve gözlem akıllara takılıyor:

 

Birincisi: Patlayıcı başlıklı cruise füzesinin bu derece önemli bir havaalanına varışı, koalisyonun hava savunmasının ve özellikle Amerikan Patriot füze sistemlerinin, havaalanlarını ve Suudi – BAE hedeflerini korumak için yeterli olmadığı anlamına geliyor. Netice olarak, bu füze bataryalarını satın almak için akıtılan milyarlar, boşa gitmiş oldu.

 

İkincisi: Husi Ensarullah Hareketinin Suudi Krallığında yer alan havaalanını vurması, füze fırlatması ve bombalı dronlar uçurması, bu füzelerin ve uçaklarının güçlü patlayıcı başlıklara, nitelikli bir potansiyele ve aynı zamanda yüksek derecede kontrol ve yönlendirme yeteneğine sahip olduğu anlamına geliyor. Yani bu füzeler, Suudilerin söylediği gibi işe yaramaz basit füzeler değildir.  

 

Üçüncüsü: Suudi – BAE koalisyonunun dayattığı tüm abluka, söz konusu füzeler ile insansız uçaklarının yanı sıra, bu füzelerin başarı kaydedebilmesi için gerekli olan kurulum, geliştirme ve üretiminde kullanılacak teknolojinin Husilere ulaştırılmasını engellemede başarısız oldu. Ensarullah'a bağlı askeri kurumu felç etmeyi amaçlayan ablukanın etkileri, sivillerin acılarını artırmaktan öteye gidemedi.

 

Dördüncüsü: Ensarullah Hareketi, dizginleri eline alarak, savaşın gidişatını istediği gibi yönlendirmeye başladı. Belki de Abha Havaalanının bombalanması ve bu saldırıdan dolayı ortaya çıkan panik hali, Suudi Arabistan ve BAE'nin askeri liderliklerine, önümüzdeki birkaç hafta içerisinde ülkelerindeki tüm havaalanlarının aynı kader ile karşı karşıya olduğuna dair bir mesaj taşıyor olabilir.

 

Beşincisi: Mekke'de düzenlenen İran karşıtı üçlü zirvenin üzerinden sadece 10 gün geçmişken gelen Abha Havaalanı saldırısının zamanlaması, tüm kınama açıklamaları ve dayanışmaların gerçek bir değeri olmadığını gösteriyor. Suudi Arabistan, üstün taraf olduğunu zannettiği bir savaş karşısında tek başına yer alıyor.

 

Husilerin balistik füzelerinden tek zarar göre taraf Suudi-BAE koalisyonu değil, aynı zamanda Amerika'nın askeri endüstrisi de ölümcül bir darbe almıştır. Rusya, Çin ve belki de İran'ın askeri endüstrisi ile Amerika arasında ezici bir rekabet krizi yaşanan bu dönemde, birkaç bin dolardan fazlasına mal olmayan bu Husi füzeleri, Amerika'nın Patriot füzesini bu rekabetin dışında bırakabilir.

  

Sonuç olarak, Suudi-BAE askeri koalisyonunun önünde, bu savaştan hızlı bir şekilde çıkabilmek için siyasi çözüm dışında bir seçenek bulunmadığını söyleyebiliriz. Çünkü önümüzdeki günlerde yaşanacak olan gelişmeler onları her düzeyde daha büyük bir külfet ve daha güç bir durumla karşı karşıya bırakacaktır.

 

Koalisyon Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, sivillerin vurulduğu için savaş suçu olarak değerlendirdiği Abha Havaalanı saldırısına karşı sert ve hızlı bir cevapla tehdit etti. Ancak bu tehdit, daha tehlikeli cevaplara yol açabilir. Abha Havaalanını vuran Cidde, Riyad, Demam, Abu Dabi ve Dubai gibi birçok havaalanını da vurabilir. Albay Maliki'ye, misilleme saldırısında hedef alabilecekleri Husilere ait bir havaalanı olmadığını da hatırlatmak gerekiyor. Çünkü San'a Havaalanı yerle bir olmuş durumda. Saada'da ise askeri ve sivil bir havaalanı bulunmuyor. En kısa zamanda barışçıl bir çözüme ulaşmak için müzakere masasına geri dönmek ve bu çözüme ulaşabilmek için olabilecek her türlü tavizin verilmesinden başka bir alternatif görünmüyor. En doğrusunu Allah bilir.

 

 

Medya Şafak

 

  

 

 

 

Diğer haberler