Son Yazılar

"Gazze Savaşı ve Dengelerin Değişimi"

Medya Şafak 21.11.2012 14:45 ANALİZ
"İsrail, saldırının başlangıcından bu yana Filistin roketlerini imha ettiğini ilan etmiş olsa bile, sadece iki saat içinde Tel Aviv’e ateşlenen bir füze Başbakan Benjamin Netanyahu’yu savunma bakanlığının sığınağına kaçmaya mecbur etti. Filistin direnişinin füze gücünü gizleme kapasitesi dikkate değer bir gelişme olarak yorumlanmalıdır."

Gazze savaşı ve dengelerin değişimi

Muhyiddin Sacidi

Press TV

 

İster İsrail tarafından yapılacak büyük bir kara harekâtı olsun isterse ateşkes, devam eden Gazze savaşının sonucuna bakılmaksızın,  bazı noktalar müdahil oyuncuların mevcut durumlarını ve Orta Doğu boyunca değişimleri belirtmeye yardım edebilir.

İsrail'in caydırıcı gücü 2006'dan bu yana asla tamamıyla yeniden inşa edilemedi. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in füze kalkanı imali için muazzam miktarda para harcamasına rağmen, sistemin başarısızlığı İsrail'in bunları küresel askeri pazarda satma planlarını bozdu. Aksine, Filistin direnişinin füzelerinin kuvveti Gazze'nin caydırıcı gücünü arttırdı ve sahil şeridi artık muhtemel İsrail saldırıları için kolay bir hedef değil. Kayıplar Gazze ile sınırlı değil ve onlar İsrail'e de acı verdirdi.

İsrailli liderler 2006'dan beri İsrail'in Lübnan füzeleriyle hedeflenmediği ve Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın o zamandan bu yana gizli saklı yaşatıldığı ile övünüyorlar. Bu meseleyi İsrail'in caydırıcı gücü için bir propaganda aracı olarak kullandılar ve bunu Gazze'de de kullanmak istediler. Bununla birlikte, hiçbir İsrailli komutan veya politik lider Hizbullah tarafından yaratılan, Lübnan'a karşı herhangi bir saldırı ihtimalini İsrail için bir kâbusa döndüren caydırıcılığını görmezden gelemez. 

Hizbullah lideri Beyrut'a karşı Tel Aviv'i yerleştirdikten ve Beyrut'a karşı her hangi bir saldırıya Tel Aviv'e yönelik bir karşı saldırı ile misillemede bulunulacağıyla tehdit ettikten sonra Filistin direnişinin Gazze – Tel Aviv denklemini ortaya koyması mümkün hale geldi.

Yakın zamana kadar, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nin güvenliğine genel bakış İsrail için açık ve kolaylıkla anlaşılır haldeydi. Şimdi Filistinli gruplar Batı Şeria'da güvenlik işbirliği oluşturdular. Gazze Şeridi'nde, Hamas'ın askeri kanat lideri Ahmed el Cabiri suikastı İsrail ajanlarının sızmasının boyutunu açığa çıkardı. Buna rağmen, bir değişiklik fark edilebilir. İsrail'in Gazze'de tutuklu askeri Gilad Shalit'in yerini bulmadaki başarısızlığına benzer bir şekilde, rejim şimdi de Filistinli roketlerin fırlatma platformlarını bulmakta yetersiz.

İsrail, saldırının başlangıcından bu yana Filistin roketlerini imha ettiğini ilan etmiş olsa bile, sadece iki saat içinde Tel Aviv'e ateşlenen bir füze Başbakan Benjamin Netanyahu'yu savunma bakanlığının sığınağına kaçmaya mecbur etti. Filistin direnişinin füze gücünü gizleme kapasitesi dikkate değer bir gelişme olarak yorumlanmalıdır.

Bölgesel güç dengesindeki değişim dört yıl evvelki Gazze savaşından bu yana en önemli gelişme oldu. O zaman, Mısır, İsrail'in o zamanki dışişleri bakanı Mısır'ın başkenti Kahire'de Gazze Savaşı'nı ilan edecek kadar önemli bir Amerikan müttefikiydi. O zamanlar ve hatta 2006'da, durum Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerine Lübnan ve Filistin direniş hareketlerinden gelecek herhangi bir inisiyatife karşı koyma imkânı sağlıyordu. Bu yüzden, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün hükümetlerinin açıkça veya gizlice İsrail ile ittifak kurmaları doğaldı.

Şimdi durum değişti. Eski Orta Doğu düzeni yeni ortaya çıkan, en azından belirli özelliklere sahip bir başkasıyla yer değiştirdi. Mısır ve Tunus'taki –ve daha zayıf bir eğilimle Yemen ve Fas'taki- hükümetler ideolojik köklere sahip. Bunlar Gazze'ye karşı İsrail saldırısı sebebiyle çileden çıkmış kamuoyunun da etkisi altında.

Arap Birliği Filistin halkı için asla bir adım atmadı. Dört yıl önce de, Mısır ve Ürdün İsrail ile ilişkilerini kesmeyi veya seviyesini düşürmeyi bile kabul etmediler. İsrail'i Gazze'ye saldırmanın sonuçları hakkında uyardılarsa da, pratikte Amerika Birleşik Devletleri bütün bu Arap hükümetlerini susturmayı başardı.

Arap Birliği dışişleri bakanlarının Kahire'deki son toplantısında konuşmalar geçmiştekinden farklıydı ve çok sansasyoneldi ki, bir Arap yorumcuya göre bunlar Bin Ladin'in sözlerini hatırlatıyordu. Gazze'ye Arap dışişleri bakanlarından bir delegasyon göndermek şeklindeki Arap Birliği çözümü Arap hükümetleri üzerindeki kamuoyu baskısını gösterir. Bu Arap hükümetler kendilerini Filistin yanlısı inisiyatife katılmaya mecbur eden İslami Uyanış dalgasından bir tehdit hissetmese bile böyle oldu.

Gazze'ye karşı yeni savaş kesinlikle Kasım ayında İsrail tarafından Ahmed el Cabiri'ye düzenlenen suikastla ateşleniyordu. Bazı haberlere göre, o günden evvel Cabiri üç aydan altı aya kadar olacak bir ateşkes anlaşması taslağı almıştı. Bu İsrail'in parlamento seçimlerinin biteceği tarihti. İsrail medyası Gazze savaşının Netanyahu için kendisini İsrail'in ve halkının güvenliğinin başlıca koruyucusu olarak göstermenin bir aracı olduğunu ve böylelikle onun ne ektiyse seçim dönemi onu biçeceğini defalarca vurguladı.

İsrail Cabiri'nin ölümünün sonucunun önemsiz olacağını ve Filistin direniş hareketinin bazı sınırlı tepkisinin ardından kıyıların temizleneceğini düşündü. Meselenin Mısır başbakanı ve Tunus dışişleri bakanını Gazze'ye gelmeye teşvik edeceğini asla düşünmedi. Meretz partisi dışında bütün İsrail partileri Netanyahu'nun Gazze'ye saldırı kararını desteklemiş olsalar bile, savaşın sonuçları meydana geldiğinde desteklerinin devamının bir garantisi yok, özellikle İsrail'in ölüm oranları yükselir veya İsrail kamuoyu hükümete karşı dönerse.

Bir diğer teori temelinde, İsrail Gazze'ye saldırarak yeni şekillenmiş Arap ülkelerindeki “Politik İslam”ın rolünü test etmek ve bu ülkelerdeki hassasiyetin seviyesini belirlemek istiyordu. Mesela, Tel Aviv Mısır'ın Tel Aviv elçisini çağıracağını ve birkaç hafta sonra geri göndereceğini ön görebilecekti. Kızgın açıklamaların sözlerle sınırlı kalacağını ve uygulamada hiçbir Arap hükümetinin İsrail'e karşı olmayacağını tahmin edebilecekti. Yine o, askeri bir çatışma olduğunda Amerika Birleşik Devletleri ve Batı'nın bir ateşkes düzenleyeceğini düşünebilecekti.

Asya turu sırasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı İsrail'in kendisini savunma hakkına sahip olduğunu tekrarladı ve sahil bölgesine yönelik bir kara harekâtına İsrail askerleri arasındaki muhtemel ölüm oranının çok yüksek olmasından endişe ettiğinden dolayı karşı olduğuna dikkat çekti.

Filistin direnişinin İsrail saldırısına hızlı cevabı Türk ve Katar hükümetlerini de bir açmazda bıraktı. Bu hükümetler Suriye hükümetini devirmek için çaba harcamaktan ve isyancıları askeri ve mali açıdan desteklemekten kaçınmadılar. Ama Gazze'ye gelince, Doha ve Ankara sadece Amerika Birleşik Devletlerini derhal ateşkese çağırmak için önlemler almaya davet ettiler. Açmaz Hamas'ın yurtdışındaki liderleri için de geçerliydi. Gazze'de direnişe devam eden ve İsrail'e roketleri ateşleyenler Lübnan direnişine Doha'daki ferah saraylarında oturanlardan daha yakındılar.

Muhyiddin Sacidi hakkında

Orta Doğu meseleleri hakkında yazan İranlı meşhur bir politik analisttir. Kendisi Tahran'daki Orta Doğu Stratejik Çalışmaları Merkezi'nde de hizmet vermektedir. IRIB'in Beyrut ve Şam şubelerinde yönetici olarak çalışmıştır ve Press TV'ye sık sık emeği geçen bir kişidir.

medyasafak.com

 

Diğer haberler