Analist: İran İslam İnkılabı Orta Doğu’da Emsalsizdir

Medya Şafak 13.2.2013 12:26 RÖPORTAJ
İran halkı Şah’ı sömürgeci güçlerin desteği olmaksızın kendisi devirdi. Bu, bugün benim yaptığım gibi az sayıda insanın dikkat çektiği çok önemli bir noktadır.

Bir politik analist İmam Humeyni'nin rehberliği altında 1979'da gerçekleşen İran İslam İnkılâbı bütün Orta Doğu'nun diktatörlükler altında acı çektiği o zamanda sıradışı ve emsalsiz bir fenomendi, dedi.


Başkent Tahran ve diğer birçok şehir ve kasabadaki İranlılar ABD destekli Pehlevi rejimi monarşisine son veren 1979 İslam İnkılâbı'nın zaferinin 34.yıldönümünü kutlamak için kitlesel toplantılar tertiplediler.


Press TV İslam İnkılâbı'nı tartışmak üzere İslamabad'tan politik ve stratejik işler analisti Seyyid Tarık Pirzade ile bir röportaj gerçekleştirdi. Video iki misafirin de görüşlerini sunuyor: Washington'dan El İslam Mescidi İmamı Abdulâlim Musa ve Washington'dan The Hill gazetesi köşe yazarı Brent Budowsky.


Aşağıdaki metin bu röportajın yaklaşık bir çözümüdür.


Press TV: 1979'da dünyada var olan durumu düşünüp geriye baktığımızda İranlılar neyi başardılar, siz İranlıların o zamanlar yaptığı şeyi emsalsiz olarak kabul ediyor musunuz veya öyle değil miydi?


Pirzade: Bu İnkılab  emsalsizdi. Demek istediğim, İran'da 2500 yıl boyunca var olan bir imparatorluğu, bir krallığı, Şah'ın krallığının asla son bulmayacağına ve kesin olduğuna inandığı bir anda devirmek… Şah'ın tiranlığına karşı bir sürecin başlangıcını gördük ki, Şah'ın tiranlığı tüm dünyada bilinen bir gerçekti ve ABD'deki insanlar bile Şah'ın acımasızlığının bütün sınırları aştığına inanıyorlardı.


Öyleyse evet, 2500 yıllık bir krallığın ve elbette 40 – 50 yıllık Aryan Mehr Hanedanı'nın devrilmesi kesinlikle emsalsiz bir şeydi ve İranlılar bunu kendileri yaptılar, bu bir… Bu çok önemli. İran halkı Şah'ı sömürgeci güçlerin desteği olmaksızın kendisi devirdi. Bu, bugün benim yaptığım gibi az sayıda insanın dikkat çektiği çok önemli bir noktadır.


İkincisi, bu, bütün Orta Doğu ve Müslüman dünyanın büyük kısmı açısından –onların %95'inin diktatörlüklerin tiranlığı ve tek adam yönetimleri altında yaşadıklarını söylemek istiyorum-  gerçekleştiği anda emsalsiz bir devrimdi.


Öyleyse, İnkılab bu arka plan karşısında çok müstesna bir şeydi. Bu durumda, evet, sizinle hemfikirim, o dönemde bir inkılâbı gerçekleştirmek kolay bir vazife değildi ve inkılâbı yapanlar bunu başardılar.


Press TV: Washington ve Tahran arasındaki durum gerçekten nükleer mesele ile mi yoksa İran'ın bağımsız bir ülke olmak istemesi ile mi ilgilidir?


Pirzade: Peki, samimiyetle söylememe izin verin ki, mevcut nükleer mesele ortaya çıkmadan ve Batı buna sıkıca yapışmadan uzun süre evvel sadece nükleer mesele olmuştu ve o zaman ABD ile İran bir anlaşmaya, barışmaya ve büyük bir uzlaşıya ulaşacaktı.

Bu durumda vurgulamak istediğim iki şey var. Nükleer mesele bunun bir yönüdür, İran'ın bölgede bir güç, ekonomik güç, konvansiyonel güç –herhangi bir yükselen ülke için başarılması tabii bir şeydir- olarak öne çıkması Washington için kabul edilebilir bir şey değildir.


Washington, İran'da, Tahran'da ve Tahran'daki yönetimde itaat eden bir ülkeye sahip olma fikrine öylesine çok alıştı ki, o ülkenin (İran'ın),  bir ülke ile eşit şartlarda anlaşma yapmak, eşit düzeyde karşılıklı ilişki tesis etmek istedikleri noktaya yükselişine inanamıyorlar.


Üçüncü olarak, İran Fars Körfezi, Orta Doğu ve Hint Okyanusu'nda oynamak için bir role sahip ve vurguluyorum ki, ABD'nin stratejik ortağı Hindistan'ın yükselen deniz gücü büyük bir tehlikedir ve birçok insan bu şekilde düşünmüyor.


Tekrar Washington'a dönersek, gerçek şu ki, nükleer mesele devam etse bile, yaptırımlar kısmen kaldırılabilir ama Tahran'ın Washington tarafından eşit bir partner olarak kabul edilmesi gerçekleşmeyecek. Washington Tahran'daki dini hiyerarşinin gidişini görmek isteyecek.


Press TV: İran'ın 34 yıldır suikastlardan yaptırımlara kadar birçok farklı komploya uğradığını ve elbette son 12 aydır yaptırımların en son birkaç bölümü ile çok daha fazla baskıya maruz kaldığını bildiğimizden,  İslam Cumhuriyeti'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? İran İslam Cumhuriyeti bu komploları atlatmayı başarıp büyümeye devam edebilecek mi?


Pirzade: İran,  İran'ın dini gücü söz konusu olduğunda yolunda devam etmek zorunda. İdeolojilerine sadık kalmaya tahammül etmeleri gerekiyor, bu birincisi.
 

İkincisi, -bu ikisi farklı alanlardır- İran, İran'ın alt yapısını, gelecekteki ilerlemesini ayakta tutabilecek ve dünyaya yaptırımlara rağmen büyüyebiliriz; yatırımların etkisini kırabiliriz; yaptırımların etkisine karşı koyabiliriz ve Batı'nın desteği olmaksızın bir ülke inşa edebiliriz mesajı gönderebilecek çok güçlü, sarsılmaz bir ekonomi inşa etmek zorunda. Ekonomik büyümenin bu mesajının olabildiğince kısa sürede gönderilmesiyle dünya İran'a daha fazla saygı duymaya başlayacaktır.


Üçüncüsü, politik açıdan konuşursak, İran dış politikada tekrar çok bağımsız bir yol izlemek zorundadır. Eğer bunu yapmazsa, eğer anlaşmaları tehlikeye atılırsa, ekonomik baskı bir süre daha devam eder.


medyasafak.com

Diğer haberler