Analist: Amerikan Halkı Anaakım Medyaya Güvenini Kaybediyor

Medya Şafak 11.10.2012 11:04 MEDYA
Ünlü politik analist, Batılı medyanın mevcut gerçeklikten çok farklı haberler hazırlaması Batılı medya yayınlarına karşı halkın güveninin azalmasına sebebiyet veriyor, diyor.

Analist: Amerikan halkı anaakım medyaya güvenini kaybediyor

Ünlü politik analist, Batılı medyanın mevcut gerçeklikten çok farklı haberler hazırlaması Batılı medya yayınlarına karşı halkın güveninin azalmasına sebebiyet veriyor, diyor.

Eski CNN muhabiri Amber Lyon Amerika merkezli iletişim ağı ve diğer Amerikan anaakım medyanın Orta Doğu'daki ülkelerin “daima şeytanlaştırılması”na angaje edildiklerini söylüyor.

Lyon, devamla,  özellikle İran'ın, Amerikan anaakım medyasının yayınları yoluyla düzenli olarak şeytan gibi gösterildiğini söyledi.

Ödüllü muhabir halk protestolarını bastırmak için uyguladığı şiddeti konu alan belgeseli sansürlemek için CNN'in Bahreyn rejiminden rüşvet aldığını da belirtti

Lyon CNN'e despotik rejimler tarafından onun “diktatörler için bilgi amaçlı reklam” olarak tanımladığı program yapım ve yayımı için ödeme yapıldığını, CNN International'da yayımlanan bu gibi sponsor içerikli kısa programların parasının rejimler ve hükümetler tarafından ödendiğini de ortaya koydu.

Press TV New York'tan politik aktivist ve radyo programcısı Don DeBar ile meseleyi derinlemesine tartışmak için bir röportaj gerçekleştirdi.

Ona iki misafir daha eşlik etti: San Fransisco'dan İşgal Hareketi organizatörü Mark Mason ve Washington'dan insan hakları müdafi Paul Wolf.

Aşağıdaki metin bu röportajın yaklaşık bir çözümüdür.

Press TV: İlk olarak CNN'den Amber Lyon ile ne olduğundan başlayacağım. O, konuşmasında, “Benin bildiğim hükümet yalanlarını CNN benim haberimin içine koyuyordu, buna inanamıyorum”, dedi. Tabii, onun haberleri Bahreyn'deki durum hakkında bir referanstır ve CNN onun yaptığı belgeseli yayımlamada başarısız oldu.

Her şeyden evvel, bunun CNN için büyük bir skandal olduğunu düşünüyor musunuz?

DeBar: Öncelikle, bunlar gerçekten olmuyor mu, bunu burada haber vermek zorundalar.

Onun sürprizine kadar, genç olduğundan dolayı bağışlanabilirdi. Ben biraz daha yaşlıyım ve bu benim için tamamıyla bir sürpriz değil. Ben, o ne olduğunu söylediyse bunun gerçekten olduğuna ve belki daha da kötüsünün olduğuna eminim.

Amerikan halkına ulaşan enformasyon, ilkin, bir taraftan, CNN içyapımıdır; ama burada yayımlanan bütün haber kıskıvrak yakalanmıştır;  haberi yapanların çok küçük bir etki alanı vardır, burası (CNN) haberin bütün anlamlarıyla sahibidir ve diğer tarafta, Amerikan halına ulaşan çok dar bir haber kuşağı vardır.

Ayrıca, dünyanın geri kalanına dağıtılanlar da böyledir, mesela, CNN International ve yine Fox, Sky News  hakkında konuşmak istediğiniz Birleşik Devletler ve İngiltere merkezli hangi kanal  olursa olsun çok sıkı yönetilir ve burada yayımlanan haberler aslında kamuoyu desteği hazırlamak amacıyla yahut halk muhalefetini etkisiz hale getirmek için Washington'da üretilir, biliyorsunuz; Pentagon ve her neresiyse.

Şurası bir gerçek, Birleşik Devletler oradaki deniz üssünü korumakla ilgilendiğinden Bahreyn'de ne olduğunu dünyanın bilmesini istemiyor ve görülüyor ki, Bahreyn halkı buna bir engel değil, ben onların CNN'den genç bir muhabirin hisleri ve kariyer basamakları dahil olmak üzere, olan şey hakkında kesinlikle bir şey yapmayacaklarını hayal etmek istiyorum.

Press TV: Birçok kişi bu hikâye daha en başından CNN tarafından hazırlanıyordu ve bu muhabir ve onun elemanı Bahreyn'e girmek ve Arap Devrimlerini izleyerek modern teknolojiyi kullanarak mesajlarını kalplere nasıl ulaştırdıklarını bildirmek ve saire ile vazifeliydiler, diyor.

Ama biz hikâyenin Amber tarafını duyduğumuzda, o çeşitli görüşmeler anlatıyor, elemanının tutuklandığını, rejim kuvvetleri tarafından ağır bir sorguya çekildiklerini ki, bu Bahreyn rejimi tarafından CNN mensubu personele yapılmış bir saldırıdır.

Bununla birlikte, CNN'in, personeline yönelik bu gibi saldırılar hakkında bir şey dediğini işitmiyoruz ve muhabirleri bunun hakkında konuşamıyorlar bile. Sessiz kalmaları hakkında ne düşünüyorsunuz veya gerçekten haber hazırlanmış mıydı, kaldı ki, onu göstermekte kendisi başarısız oldu?

DeBar: Peki, insanlara iki şeyi hatırlatmak zorundayım: Birincisi, muhtemelen Birleşik Devletler yayın alanından onun toplum önüne çıkmasından ve özellikle bu muhabirin Suriye'de sahada gerçekten ne olduğunu göstermesinden hoşlanmadığından dolayı Press TV muhabirinin Suriye'de öldürülmesidir. Ve daha sonra Irak Savaşı'nın başladığı zamana, 2003 yılına ve Bağdat'taki Filistin Hotel'de kalan muhabirlerin Amerikan kuvvetleri tarafından öldürülüşüne geri dönelim.

Bu, muhabirlerin Libya'da ve diğer yerlerde bazı zamanlarda yüzleştiği bir problemdir; Amerikan ordusu ile yatağa girmedikçe bir oyun hedefisinizdir. Öyle ki, zaten bu muhabirlerin algılama tarzlarını kuşatan bir zihniyet vardır.

Buna ilaveten, işin başında ve sonunda güvenlik incelemesine dair bir süreç vardır. Eğer oraya girerseniz ve kendinizi kariyerlerini ilerletmek isteyen birileri yerine hırçın bir şekilde gerçeğin peşinde koşan birisi olarak tanıtırsanız, biliyorsunuz, yol boyunca kırmızı ışıklar çalışmaz ve siz işe alınmazsınız veya sahada yayın yapamazsınız yahut bu hikayenin geliştiği Bahreyn gibi bir yerde bırakılmak yerine hikayeleri berbat edersiniz.

Onu görevlendirdiler. Onu oraya yerleştirdiler. Onu desteklemediler. Ne zaman ki, o bütün sıkıntılı süreci araştırdı ve bir yapımla geldi ve gerçeği söyledi, hikâyeyi susturdular. 

Web sitelerindeki reddiyelerini biliyorum, diyorlar ki, Bahreyn hakkındaki yayınları tartışmasızdır, sitelerine geniş bir biçimde bakmalısınız.

Yine de diğer Amerikan medya yayınları arasında CNN de izlerim ve Press TV sayesinde olmasaydı, Suudilerin işgali altında yalnız bırakılmış Bahreyn diye bir yer olduğunu ve Suudilerin Bahreyn yönetimi barışçıl, yerel huzursuzluk meselesinde başarısız olup işgal başladığından bu yana Bahreynlileri öldürdüğünü bilmeyecektim. 

Press TV: Son Gallup anketi Amerikalıların ancak %21'inin televizyon haberlerine inandığını belirtiyor ve bunun görülmemiş derecede düşük bir oran olduğunu söylüyor.

Anaakım medyanın kendilerine sunduğu haberlerden ziyade alternatif medya olarak bilinen medya haberlerine yönelen insanların sayısının gerçekten arttığını düşünüyor musunuz ve niçin?

DeBar: Bu kesinlikle bir faktör ama bir faktör daha var ve bu da, Amerikan halkının durumunun pek çok şeyde kötüleştiği gerçeğidir.

Bu noktada açıklananlar ile gerçekler birbirinden çok farklı ve insanlar ancak uyanıyorlar ve her gün yeryüzüne çıkıp neler oluyor görüyorlar, onlara ne söyleniyor ve bunun zıddına dünyada gerçekte neler oluyor, aynı şeyler olmadığını görüyorlar.

Bu zihinsel uyumsuzluğa meyle ya da sadece insanların onların yalan söylediklerini fark etmesine neden olur. Bence meselenin temeli budur.

Resmi işsizlik oranları gibi bazı şeylerin ve insanlar ekonomik bir uçuruma daha fazla düşüyorken ekonomi daha iyiye gidiyor şeklindeki sürekli amigoluk onların güvenlerini kaybetmesinin temelidir, diye düşünüyorum.

Çabucak anlamamız gereken iki şey var, birincisi, bütün ekonomik ve kültürel etkilere ilaveten, aynı zamanda kesinlikle bir sansür meselesi vardır. Phil Donahue davası bunun mükemmel bir örneğidir.

MSNBC, Microsoft ve NBC Universal arasında müşterek teşebbüs olarak başlıyordu ve bu yeni bir kablolu televizyon istasyonuydu, bütün haberler oradaki bir parça izleyiciyi bulmak içindi. 

Phil Donahue o zaman, 2002, 2003'te, sahip oldukları en meşhur programcıydı, elbette bu reklâm paraları açısından çok büyük kazanca hâkimiyet anlamına geliyordu.

Savaşın başlangıcında Amerikan halkının %65 – 70 kadarı buna karşı olsa bile, bu çok büyük bir izleyici kitlesi anlamına geliyor, kimse Irak savaşına muhalefet üzerine konuşmuyordu. O konuştu.

Bu yararlanılamayan izleyici kitlesine el atarak onlara sen akıllıca davranıyorsun demek yerine onu işten attılar ve biz savaş karşıtı hareketin yüzü olarak tanınmak istemiyoruz dediler. Bu diğer faktörlerin ötesinde kesinlikle sansürdü.

medyaşafak

 

 

 

Diğer haberler