"ABD İstikrarsızlaştırılmış Bir Venezuela İstiyor"

Medya Şafak 20.4.2013 12:51 RÖPORTAJ
Bir Latin Amerika uzmanı Press TV’ye, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya karşı “istikrarsızlaştırma çabaları” içinde olduğunu söyledi.

Press TV

 
Venezuela seçim kurulu, başkanlık seçimini Nicolas Maduro'nun kazandığını ilan etti. Seçimler, Maduro'yı kendi halefi olarak seçen Venezuela'nın karizmatik lideri Hugo Chavez'in ölümünden bir aydan biraz fazla zaman sonra gerçekleştirildi. Venezuela'nın yeni devlet başkanı, kanserle iki yıl sürdürdüğü mücadelesini 5 Mart'ta kaybeden Chavez'in sosyalist politikalarını sürdürme sözü verdi.  
 
Press TV, konu hakkında San Fransisco'dan Latin Amerika uzmanı Gloria Estela La Riva'yla bir röportaj yaptı. La Riva'ya, Londra'dan eski bir ABD'li diplomat olan George Lambrakis de eşlik etti. Aşağıda bu röportajın yüzeysel bir çözümlemesi sunulmaktadır.   
 
Press TV: Sayın La Riva, sürecin önemine bakalım. Birkaç farklı noktadan, önce Venezuela'nın kendisi, arkasından da bu seçimin sonuçlarını ve Venezuela'nın geleceğinin ilgilendirdiği ölçüde bir bütün olarak Latin Amerika açısından bakmak istiyorum. 
 
La Riva: Venezuela'da ve müttefiki ülkeler olan Küba, Nikaragua, Ekvador ve Bolivya'da bütünüyle farklı bir trendin olduğunu düşünüyorum. Şu anlamda ki, sosyal koşullar, ekonomik koşullar halk lehine büyük oranda iyileştiriliyor, oysa Avrupa'da, Amerika Birleşik Devletlerinde ve diğer Batı iktidarlarında çalışanların koşullarında gerçek bir bozulma görüyoruz. 
 
Ben kısa süre önce Venezuela'daydım ve evet, bu tür değişimler yaşandığını söyleyebilirim, fakat Venezuela'da gerçekleşen şeyin esas olarak, sosyalizme doğru yönelen devrimin konsolidasyonu olduğunu düşünüyorum. Örneğin Caracas sokaklarında gençlerin, sosyalizmin gerçekte ne olduğuna dair kitapları yaygınlaştırdığını ve ücretsiz dağıttığını görebilirsiniz. Bu nedenle her ne kadar Venezuela devasa petrol, doğalgaz, su ve mineral kaynaklarına sahip olsa da bence, şirketlerin ve toprak sahiplerinin halk üzerinde, ülkeyi karışıklığa götürecek, istikrarsızlaştıracak ve kasten ekonomik bozulma yaratacak güce sahip olmaya devam etmemeleri için daha fazla sosyalizasyon süreci gerekecektir 
 
Press TV: Amerika Birleşik Devleti'nin Maduro seçildiğinde Chavez'in yolundan ilerleyecek olmasının kuvvetle muhtemel olması nedeniyle kaygılı olduğunu düşünüyor musunuz? Hayli ilginç, Londra'daki konuğumuz Chavez'den bahsederek her ikisinin de diktatör olduğunu söyledi. Fakat yoksulluk seviyesinin azaldığını, açlığın azaldığını da görüyoruz. Neden ABD'nin, yurttaşlarının yaşam koşullarını iyileştiren bir liderle sorunu olsun? 
 
La Riva: Ben [Venezuela'daki] ekonomik gelişmelerin önemli bölümünün, ABD'nin hükümet politikalarında da etkisi olan “Big Oil”un (beş küresel petrol ve doğalgaz süpermajörü) kontrolünü ele almasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum… Venezuela'da onlar [Big Oil] hâlâ petrolü sömürmeye devam edebiliyor, fakat ülkeye daha fazla vergi ödemeleri gerekiyor ve böylelikle halk, kendi kaynaklarından yararlanabiliyor. Petrolün artık, Chavez'den önceki yöneticilerin niyetli olduğu gibi özelleştirilmesi mümkün değil. 
 
Diktatörlük veya demokrasiden bahsedeceksek, Chavez'in ilk kez seçildiği 1998 yılından bu yana Venezuela'da, halkın baskın çoğunluğu tarafından onaylanan 13 ayrı referandum oldu, bunu dünyanın başka neresinde görüyorsunuz? Venezuela'nın toplam 26 anayasası içinden ilk kez 1999'da Chavez yönetimi altında bir anayasa referandumla kabul edildi ve bir kurucu mecliste halk tarafından hazırlandı. Bu anayasayla sağ kanat muhalefet, bunun doğruluğunu kabul etmek zorunda kalmıştı ve bugün sağ kanadın bir diğer yenilgiyi göreceğini düşünüyoruz. 
 
Bu esnada Amerika Birleşik Devletleri Venezuela muhalefetine yer yıl on milyonlarca dolar pompalıyor ve bunun içinde Venezuela'ya karşı istikrarsızlaştırma çabaları, sözde demokrasi programları ve terörizm de var.
 
Ben Venezuela'nın ABD dış politikasından gelen bir tehlike altında olduğun düşünüyorum. Bu, Venezuela'nın ABD'de tehdit oluşturmasından değil, Latin Amerika'nın bağımsızlığını temsil etmesinden kaynaklanıyor. Bu, anti-Amerikancılık değil, uzun süre Latin Amerika'yı arka bahçeleri olarak görmüş şirketlerden bağımsızlıktır. 
 
Press TV: Londra'daki konuğumuzun yorumlarına dair yanıtlarınızı verebilirsiniz. 
 
La Riva: Evet, öncelikle Venezuela'daki durum bağlamında [eski Nazi Almanya diktatörü Adolf] Hitler'den bahsetmenin büyük bir ayıp olduğunu düşünüyorum ve bunu kesinlikle reddetmeliyiz. 
 
İkinci olarak, ABD politikası üzerinde belirleyici olan petrol şirketleriyle ilgili söylediklerimde küçük bir düzeltme yapıp bir şey eklemeliyim, o da, yurtdışındaki savaşlara trilyonlarca dolar harcayan 70 binden fazla Amerikalı askeri firmadır. Dolayısıyla ABD politikasını belirleyen, petrol firmaları, askeri firmalar ve bağlantılı şirketlerdir. 
 
Latin Amerika'yı arka bahçesi olarak gören ABD kuvvet politikası devam etmiş ve hatta yoğunlaşmıştır. 
 
Monroe Doktrini'nden itibaren olan tarihi ve ABD'nin 60'larda ve 70'lerde Latin Amerika'ya yaptıklarını okursanız, akbaba denilen terör operasyonu yoluyla ABD'nin desteğiyle kurulan askeri diktatörlükleri görürsünüz. Bunu, ABD'nin Chavez'e karşı darbe girişimlerinin içinde olduğu bugünlere kadar getirebilirsiniz. 
 
11-13 Nisan 2002'deki iki günlük darbe ve 2002 sonu-2003 başındaki petrol sabotajından 2009'a kadar bunu götürebiliriz. O tarihte Venezuela'da seçimler yapılacaktı. Paralı asker olduğu bilinen ve 1990'ların sonlarında Havana otellerine bomba yerleştirme eylemlerine doğrudan bulaşmış olan El Salvadorlu terörist [Francisco] Chavez Abarca, terörist saldırılar gerçekleştirmek üzere Venezuela'ya girdi, Venezuela polisi tarafından tutuklandı ve derhal Küba'ya gönderildi. Burada niyetinin Venezuela içinde terörist faaliyetler yürütmek olduğunu açıkça ifade etti. Bu olay 2000'lerde, beş yıldan az bir zaman önce gerçekleşti.  
 
Dolayısıyla bu politika hâlâ devam ediyor ve bana göre Amerika'nın tarihini bilen hiç kimse, ABD politikasının bağımsızlığa tolerans gösteren bir politika olduğunu söyleyemez. 
 
Çev: Selim Sezer
 
medyasafak.com

Diğer haberler