Özel Haber: Irak Hizbullahı lideri ile röportaj

Medya Şafak 21.3.2015 10:40 RÖPORTAJ
Hizbullah el-Nucaba, Irak işgali sırasında 2006 yılında ABD güçleriyle Asaib Ehlü’l-Hak adı altında savaşmaya başladı ve 2012 yılında adını değiştirdi. Grup, ideolojik ve örgütsel olarak İran’la bağlantılı olduğunu ve şu anda Suriye’de savaştığını kabul ediyor. Al-Monitor sitesi, grubun genel sekreteri Şeyh Ekrem el-Kaabi ile bir röportaj yaptı.

 

Irak'taki Şii güçler IŞİD'e karşı zafer ilan etti

 

 

Ali Haşim

 

 

Al-Monitor.com

 

 

 

Irak'ta, ülkenin geniş kısımlarını işgal etmiş olan “İslam Devleti” (İD) ile mücadele eden ve Bağdat hükümetine bağlı olan Halk Seferberlik Güçleri şemsiyesi altında savaşan onlarca militan grup var.

 

Hizbullah el-Nucaba, bu gruplardan biri. Grup, Irak işgali sırasında 2006 yılında ABD güçleriyle  Asaib Ehlü'l-Hak (Hak Ehli Birliği) adı altında savaşmaya başladı ve 2012 yılında adını değiştirdi. Grup, ideolojik ve örgütsel olarak İran'la bağlantılı olduğunu ve şu anda Suriye'de savaştığını kabul ediyor.  

 

Al-Monitor sitesi, grubun genel sekreteri Şeyh Ekrem el-Kaabi ile bir röportaj yaptı.

 

Röportajın metni aşağıda sunulmaktadır:

 

 

Al-Monitor:  Şu anda Irak cephesinde durum nasıl? IŞİD'i ortadan kaldırmanın gerçekten mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Kaabi:  Halk Seferberlik Güçleri'nin örnek teşkil ettiği direniş grupları, Irak ordusuyla birlikte Tikrit'in tam kontrolünü ele geçirdi. Bu nedenle Tikrit askeri olarak bizim elimizdedir. Ancak sokaklarda patlayıcıların ve bubi tuzağı döşenmiş evlerin bulunması ve bazı intihar bombacılarının hala saklanıyor olması nedeniyle Tikrit'in tamamen temizlendiğinin ilan edilmesi biraz zaman alacaktır. Bu yüzden kuvvetler, temizlik operasyonlarını kademeli olarak sürdürüyorlar. En önemli bölgeler, askeri bölge olan ve Saddam sokağı denilen yerin bir parçası olan El-Diyum, El-Avca ve çok sayıda başka mahalle ve sokak.

 

Tikrit'ten sonra, umuyorum ki Anbar şehrini ve ardından Musul'u tamamen özgürleştireceğiz.  

 

Irak cephesindeki durum iyi. Birliklerimiz ilerliyor ve Irak şehirlerinin özgürleştirilmesi sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Geri kalan Irak şehirlerinde terörizmi defediyoruz. Bu hafta, direniş örgütlerinden (Hizbullah el-Nucaba, Asaib Ehlü'l-Hak ve Ketaib Hizbullah) ve Halk Seferberlik Güçleri'den kardeşlerimizin katılımıyla ve [İslam] Devrim Muhafızları'ndan danışmanların Lübnanlı Hizbullah grubundan mücahitlerin etkili varlığıyla, Selahaddin şehrini özgürleştirme amaçlı kapsamlı operasyonlara başladık.

 

Elbette direniş, çatışmaları yönetmede klasik ordulardan farklılaşıyor. Kalite planlarına ve sürpriz unsuruna dayanıyoruz ve operasyon yürütmede deneyimli elit savaşçılar kullanıyoruz. Direnişin, silah üretme deneyimine dayanıyoruz. Her çatışmada yeni kalitede silahlar, işlenmiş veya geliştirilmiş silahlar, yahut füzeler gibi, tamamen direnişin eliyle üretilmiş silahlar kullanıyoruz.

 

IŞİD'e gelince, onlar her düzeyde çökmüş bir güç. Onlar iki temele dayanıyorlar: kafa kesme, evleri yakıp yıkma, çocukları öldürme, kadınlara tecavüz etme gibi, ancak ödleklerin işleyeceği türden iğrenç suçlar yoluyla sindirme ve terör yaratma; ve suçlarını ve eylemlerini savunmak ve savaş kapasitelerini abartılı göstermek üzere Arap ve Batı medyasına bel bağlama.

 

Ve şimdi, kahraman güçlerimiz karşısında nasıl da yenildiklerini, nasıl da sokaklara ve evlere bubi tuzakları yerleştirdiklerini, ailelerin arkasına saklandıklarını, kadın ve çocukları canlı kalkan olarak kullandıklarını görüyoruz. 

 

Al-Monitor:  Yıllardan beri savaşıyorsunuz ve işgalden bu zamana kadar Irak'ta yaşanan süreçlere tanık oldunuz. Irak şu anda içinde bulunduğu duruma neden geldi ve IŞİD'in yükselişinden kim sorumlu?

 

Kaabi:  Bugün Irak'ta olanlar, İngiliz-Amerikan işgalinin sonucudur. Ve onların bugünkü duruma müdahalesi, meseleleri karmaşıklaştırıp daha da kötüleştiriyor. Bu savaşa müdahale ettiklerini açıkladıklarından beri onların rolü negatif oldu ve şu ana kadar yanlış hedefleri vurdular. Önümüzdeki günlerde terörist grupların üzerinden direniş liderlerini ve Halk Seferberlik Güçleri liderlerini vuracaklarına dair istihbarat bilgisine sahibiz.

 

Aynı zamanda Musul meselesini yüzeysel bir şekilde çözmek için Baas Partisi'nin İzzet el-Duri kanadıyla müzakere yürüttüklerine dair bilgiye sahibiz. Ayrıca, Halk Seferberlik Güçlerinin kuşattığı IŞİD bölgelerine yardım ve silahlar atıldı. Bu yüzden Irak hükümeti mevcut durumdan ötürü suçlanmalıdır ve Irak'ta herhangi bir ABD müdahalesine izin vermemelidir, zira Irak'taki ABD müdahalesi bölgede IŞİD'e gem vurmayı, fakat Irak'ta bu grubun varlığını korumayı ve IŞİD ile Iraklı kuvvetler arasında bir denge bulmayı amaçlamaktadır. Ve Irak hükümeti cesur bir duruş sergileyerek onun bütün askeri varlığını def etmelidir.

 

Al-Monitor:  Iraklı grupların birbirinden ayrıldığı biliniyor. Siz daha önce  Asaib Ehlül-Hak'tan ayrıldınız, bu grup ise Mehdi Ordusu'ndan ayrılmıştı. Daha güçlü olmak için birleşmek daha iyi değil mi?

 

Kaabi:  Hizbullah el-Nucaba'nın Asaib Ehlü'l-Hak içindeki bir bölünmeyle şekillendiği yönündeki rivayetler doğru değil, zira ben ve bir grup kardeşimiz, Irak sahasında uzmanlaşmış çalışmaya inanıyoruz ve cihad eğilimi taşıyoruz. Fakat işgal güçlerinin Irak'tan gitmesinden sonra ben her şeyi  Şeyh Kais el-Hazali'ye teslim ettim ve Havza'daki [Şii dini okulu] eğitimimi tamamlamaya dönerek, çalışmayı tamamen durdurdum. Ancak Suriye'de meydana gelen olaylardan ve direniş ekseninin hedef alınmasından sonra, direnişten çok sayıda kardeşle birlikte cihad faaliyetlerine geri döndüm. Hizbullah el-Nucaba adı Suriye'de ortaya çıktı ve bugüne kadar bir cihad hareketi olarak kaldık. Neden Asaib Ehlü'l-Hak'tan kardeşlerimizle birleşmediğimize gelince, bu, tarz konusundaki ve çalışmanın nasıl yürütülmesi gerektiği konusundaki fikir ayrılığımızdan kaynaklanıyor. Bu yüzden biz, Asaib Ehlü'l-Hak liderliğindeki kardeşlerimiz de dahil olmak üzere herkese, bütün direniş güçlerinin söylemlerini birleştirmesi ve medya araçlarını ve siyasi söylemlerini birleştirmek üzere bir Şura Konseyi meydana getirmesi çağrısı yapıyoruz. Bugün sahada çalışma ortaktır ve koordinasyon ve işbirliği yüksektir.

 

Al-Monitor:  Bugün, özellikle IŞİD'e karşı aynı siperde savaşıyor olmanız açısından, Amerika Birleşik Devletleri'ne nasıl bakıyorsunuz?

 

Kaabi:  ABD hükümeti, adaletsiz ve kibirli bir hükümettir ve biz onlarla aynı siperde savaşmıyoruz. Onların Irak'taki varlığı negatif ve provokatiftir. Biz birliklerimizi gönderdik ve Irak hükümetine, birliklerimize yaklaşmaları halinde ABD güçlerini vuracağımızı bildirdik. Hava savunma araçlarımız, silah ve cephanelik vererek IŞİD'e yardım eden ABD uçaklarını vurmaya hazırdır.

 

Al-Monitor:  ABD askerleriyle savaşmadaki rolünüz ve şimdi de IŞİD'e karşı savaşan Halk Seferberlik Güçleri'nin liderlerinden biri olmanız nedeniyle ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terör listesine dahil edilmeniz konusunda ne düşünüyorsunuz?

 

Kaabi:  Amerikan güçlerine karşı savaşımız, meşru bir ulusal, ahlaki ve dini görevdir. Bizim terörizm listesinde olmamız, kararlılığımızı da, faaliyetlerimizi de etkilemez. Fakat bu, doğru yolda olduğumuzun bir kanıtıdır. Amerika'nın onayladıği kişiler, kendilerini ve dinlerini gözden geçirmelidir. Ben, ABD'nin terörizm listesinde bulunan tek Iraklı Şii olmaktan gurur duyuyorum.

 

Al-Monitor:  Hizbullah el-Nucaba hareketini nasıl tanımlayabiliriz? Bu hareket öteki Iraklı gruplardan hangi açıdan farklıdır?

 

Kaabi:  Nucaba hareketi, Irak'ta Nisan 2003'te başlayan ABD işgaline karşı direnen özel Şii gruplardan biridir. Bu hareket, 2004 yılında farklı isimler altında çalışmaya başladı. Hareketin üyeleri Irak'ın çeşitli bölgelerinde ABD güçlerine karşı 6 binden fazla saldırı düzenledi. Elbette bu operasyonlar hareketin ismi altında düzenlenmiyordu, çünkü [saldırılar] direniş gruplarının farklı isimleri altında çalıştığımız bir dönemde hareket üyeleri tarafından düzenleniyordu.

 

Hareket, yaklaşımını ve prensiplerini, [Iraklı Ayetullah] Seyyid Muhammed el-Sadr ve [İranlı] Dini Lider [Ayetullah] Ali Hamaney'in temsil ettiği velayat-i fakih ideolojisinden türetti.

 

Geri kalan gruplardaki kardeşlerimizden çok farklı olmayabiliriz, ancak farklı ve yönetim ve tarza sahip olmakla kendimizi onlardan ayırıyoruz. Ayrıca bizim gizli hedeflerimiz de yok. Bizim bütün hedeflerimiz açıktır. Söylemimiz, yaptığımız ve inandığımız şeyle aynıdır.

 

Al-Monitor:  Sizi kim destekliyor?

 

Kaabi:  Teknik ve lojistik desteğin, bütün eğitim, silahlandırma ve tavsiyeler düzeyinde, Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü'nden lider ve saha danışmanı kardeşlerimiz üzerinden [İran] İslam Cumhuriyeti'nden geldiğini gizlemiyoruz. Biz bu desteği kabul ettik ve Irak'ın işgalden kurtarılmasında ve terörizmle mücadelede bize ve geri kalan direniş gruplarına yardım ettiği için İslam Cumhuriyeti'ne teşekkür ettik.

 

Al-Monitor:  Bugün Irak'ta Halk Seferberlik Güçleri bayrağı altında, Suriye'de ise Suriye ordusu ve Lübnan Hizbullah hareketi ile birlikte savaşıyorsunuz. Irak'taki savaşınızın haklı gerekçeleri var, fakat neden Suriye'de savaşıyorsunuz?

 

Kaabi:  Bizim Suriye'deki savaşımız, sahip olduğumuz savaş doktrininden, özellikle de Suriye'deki ve Irak'taki tehdidin de, mücadelenin de bir olduğu fikrinden ileri geliyor. Halep'teki ve kırsalındaki, el-Sfira, el-Raşideyn, Abyad, Şeyh Said, Şeyh Maksud, Sanayi Şehri, Şeyh Neccar, Tel Şuayb, Neyrab, Tarkan, Kafr El-Hamra, el-Leyramon, Hardatin, el-Mallah ve Ritan'daki operasyonların çoğuna ve Nibil ve Zehra kuşatmasını kıran operasyonların çoğuna katıldık. Kuvvetlerimiz, Halep-Hama yolunu açan operasyonlarda önemli ve ayırt edici bir rol oynadı. Direniş, Suriye'de çok şehit verdi. Bizim Suriye'deki birliklerimiz özel kuvvetlerdir. Ve operasyonlarımız yalnızca hücum operasyonlarıdır. Bölgeleri özgürleştirdikten sonra oraları Suriye ordusuna ve Halk Komiteleri'ne teslim ediyoruz ve birliklerimiz yeni özgürleştirme operasyonlarına başlamak üzere öteki bölgelere geçiyor.

 

Al-Monitor:  Sizin [grubunuzun] Halep'te piyade okulunda askeri geçit töreni yaptığını gösteren internet fotoğrafları, Suriye muhalefetinden gelen eleştirileri tetikledi. Bu fotoğrafların arka planı nedir?

 

Kaabi:  Halep'in farklı yerlerinde, Halep kırsalında ve Şam kırsalında fotoğraflar çekildi. Askeri akademideki fotoğraflara gelince, bunlar Nucaba güçlerinin, Nibil ve Zehra'da halkımız üzerindeki kuşatmayı kkaldırmak üzere operasyonlar gerçekleştirmek amacıyla Suriye Arap Ordusu'na katılmaya hazırlandığı sırada çekildi.

 

Al-Monitor:  Ne kadar birliğiniz var ki aynı anda iki cephede savaşabiliyorsunuz?

 

Kaabi:  Nucaba hareketinin askeri gücü, Irak'ta ve Suriye'de savaşan dört tugaydan oluşuyor. Bunun dışında, hareketin ihtiyat kuvvetlerinin parçası olarak sınıflandırılan El Tabia güçleri [Ayetullah Ruhullah Humeyni tarafından kurulan bir paramiliter gönüllü milis grubu] de bulunuyor.

 

 

www.medyasafak.net



 

Diğer haberler